Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

Zina cezasının infaz şartları

İSLÂM'IN CİNSEL HAYATI KORUMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER

NİKASIZ BİRLEŞME VE SONUÇLARI   

7) Zina cezasının infaz şartları:

a) İslam devletinin varlığı:

Had cezası, zina fiili darul İslam sayılan bir yerde işlendiği takdirde uygulanır. Bu konuda İslam müctehitlerinin görüş birliği vardır. Çünkü Hz. Peygamber döneminde onun izni olmadan hiç bir had uygulanmamıştır. Raşid halifeler döneminde de onlardan izinsiz bir haddin uygulandığı nakledilmemiştir. Ancak Yemen, Mısır, Suriye, Irak gibi taşra yönetimlerinde de valî ve kadılar hadleri merkezden aldıkları velayet yetkisiyle uyguluyordu. Yargı tarafsız bir makamın araya girip hakem rolü oynaması ve verilecek cezayı uygulaması ilkesine dayanır. Diğer yandan hadlerin tesbiti araştırma ve içtihadı gerektirir. Davacı, davalıyı suçlar, mahkum eder ve cezayı da bizzat infaza kalkışırsa zulüm ve haksızlıklardan güvende olunamaz.

Diğer yandan yukarıda da belirttiğimiz gibi müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde federatif yapı veya çok hukuklu sistem içinde İslamî hükümlerin, federal bir anayasa çerçevesinde de uygulanması mümkündür.

b) Recm uygulamasına önce şahitlerin başlaması:

Bekarların zina cezası olan celde'de şahitlerin infaza önce başlaması şartı aranmaz. Çünkü onlar infaz şeklini bilmeyebilir.

Recm'de ise infaza önce şahitlerin başlaması ve uygulama sonuna kadar hazır bulunması da şarttır. Bu durum, son ana kadar haddi düşürmeye fırsat vermek içindir. Çünkü şahitler herhangi bir tereddütleri varsa, her an dönebilirler. Bu takdirde ceza düşer.

c) Değnek cezasında suçlunun helaki tehlikesinin bulunmaması gerekir.

Bu yüzden dayağın çok sıcak veya çok soğuk havada yahut hastalık, gebelik veya lohusalık gibi durumlarda infaz edilmeyip geciktirilmesi gerekir. Ancak Şafiî ve Hanbeliler, iyileşme umudu olmayan hastalığı bunun dışında tutarlar.

Değnek cezası yalnız deriye acı verecek şekilde ne ince ve ne de kalın olmayan budaksız orta bir değnekle bir veya iki gün içinde yüz defa vurma şeklin de infaz edilir. Erkekte dış giysiler çıkartılır ve avret yeri kapalı bulundurulur. Yüz, baş, karın, sırt ve cinsel organ gibi ölüme yol açabilecek yerlere vurulmaz. Vuruşlar omuz, kol, baldırlar ve ayak gibi uzuvlara yayılır.

Suçlu kadın ise, celde (vurma), oturduğu yerde infaz edilir. Yalnız manto, kürk gibi kalın giysisi çıkarılır. (bk. el-Kasanî, a.g.e., VII, 57 vd.; İbnü'l-Hümam, a.g.e., IV, 121 vd,; İbn Rüşd, a.g.e., lll, 428; Zeylaî, a.g.e. III, 319 vd.) 

Sonuç ve değerlendirme

İslam'da cehennem karşısında cennet, günah karşısında af ve mağfiret birlikte bulunur. Allah Teala kimi hakları korumak için şiddetli cezalar koymuş, fakat buna karşılık da kişinin İslamî hükümlere samimi olarak teslim ve razı olma durumuna göre, kuluna rahmet ve mağfireti ile de muamele etmiştir.

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de haksız yere cana kıyan veya zina edenlerin kıyamet günü, alçaltılmış olarak, sürekli bir şekilde azapta kalacakları bildirildikten sonra şöyle buyurulur: "Ancak tevbe edip, imanını yenileyen ve salih amel işleyenler bunun dışındadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. Yine kim tevbe edip, salih amel işlerse, şüphesiz o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner." (el-Furkan, 25/70, 71.)

İslam'da zina fiilinin ortaya çıkması değil, setredilmesi, gizli tutulması, hatta şahitlik etmeyerek cezanın düşmesine yardımcı olunması daha faziletli sayılmıştır. Nitekim Allah elçisi, zinasını ikrar eden Maiz'e "Belki ona sadece dokunmuş veya yalnız onu öpmüş olmayasın." (Buharî, Hudud, 28; Ebu Davud, Hudud, 23; A.b. Hanbel, l, 238, 255, 270.466. eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, VII, 102.)  sözleriyle ikrarından dönebileceğini telkin buyurmuştur. Hatta ceza uygulanırken Maiz'in kaçmaya yöneldiğini, infazdan sonra öğrenen Allah'ın elçisi şöyle buyurmuştur: "Keşke onu bıraksaydınız. Belki o tevbe edecek ve yüce Allah da tevbesini kabul buyuracaktı." (eş-Şevkani, Neylü'l-Evtar, VII, 102)

Diğer yandan infazdan sonra Maiz'in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin söylediği şu sözler de Allah Teala'nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir. "Maiz Allah'ın hükmüne razı olmakla, öyle bir tevbe etti ki, bu tevbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi." (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, a.g.e., VII, 95, 106)

Yine zinasını ikrar ederek Allah'ın hükmüne kendi rızası ile teslim olan Gamid'li kadının cenaze namazını bizzat Rasulullah (s.a.s) kıldırmış ve Hz. Ömer'in; "Zina ettiği halde onun cenaze namazını kılıyorsunuz" demesi üzerine de şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, bu kadın öyle bir tevbe etti ki, Medine halkından yetmiş kişiye paylaştırılsa, onlara yeterdi. Ey Ömer! Sen, Allah için canını feda etmekten daha üstün bir tevbe şekli bulabilir misin." (Müslim, Hudud, 24, bk. İbn Mace, Diyat, 36; Malik, Muvatta', Hudûd, II.)

Zina cezasının, ayrı meclislerde dört kere ikrar veya dört erkek şahitle ispat şartına bağlanması bu cezayı adeta sembolik bir duruma getirmektedir. Çünkü zina fiilinin aynı anda dört şahit tarafından görülmesi imkansız gibidir. Ya fuhşu açıkça yapan veya bunu alışkanlık haline getirenler bu duruma düşebilir. Nitekim, Hz. Peygamber ve dört halife döneminde bu cezanın yok denilecek kadar az sayıda uygulanması bunu göstermektedir. Bir cezanın caydırıcı niteliğinin güçlü olması   geniş ölçüde uygulanmasından daha önemlidir.

İslam, kadının iffetine ayrı bir önem vermiştir. İffet üzerinde dedikodu yapılmasına bile ağır müeyyide getirmiştir. Bir kimseye zina isnadında bulunan kimse bunu dört erkek şahitle ispat edemediği takdirde, "zina iftiracısı" durumuna düşer ve kendisine "kazif cezası" gerekir. Ayette şöyle buyurulur: "Namuslu ve hür kadınlara zina iftirası atan, sonra da bunu dört şahitle ispat edemeyen kimselere seksen değnek vurun. Onların ebedî olarak şahitliklerini kabul etmeyin. Onlar fasıkların ta kendileridir." (en-Nur, 24/4.)

Eğer kadına bu isnadı yapan kocası olur ve dört şahitle ispat edemezse, onun için "lian" veya "mulaâne (lanetleşme)" denilen bir yöntemle, hakim önünde evliliği sona erdirme hakkı tanınmıştır. Ashab-ı Kiramdan Hilal b. Ümeyye (r.a.) karısını zina ile itham edince, Allah'ın Rasülü, bunu dört şahitle ispat etmesini, aksi halde "kazf cezası (seksen değnek)" vurulacağını bildirdi. Bunun üzerine, aşağıdaki "lian" ayeti indi:

"Hanımlarına zina isnat edip de, kendilerinden başka şahitleri olmayanların şahitliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahit tutup yemin etmesiyle olur. Beşinci defasında; eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını diler. Kadının da kocasının yalancılardan olduğuna dair, Allah'ı dört defa şahit tutup yemin etmesi, cezayı kendisinden kaldırır. Beşinci defasında; kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler." (en-Nur, 24/6-9.) Ayet ilk olarak Hilal ailesine uygulanmış ve Allah'ın Rasülü yeminleşmeleri sonunda eşlerin arasını ayırmıştır. (eş-Şevkanî, a.g.e., VI, 268; Sünnetten uygulama örnekleri için bk. Müslim, Lian, 4, 10,; Ebu Davud, Talak, 27; Tirmizî, Talak, 22, Tefsîru Sure 24/2; Nesaî, Talak, 42;Darimî, Nikah, 39.)

Lian sonunda hakimin evliliğe son vermesi Ebu Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre "bain talak", çoğunluk fakihlere göre ise "evliliği fesih" niteliğindedir. (bk. el-Kasanî, a.g.e., III, 244 vd.; İbnü'l-Humam, a.g.e., III, 253 vd.; İbn Rüşd, a.g.e, II, 120. vd.; İbn Kudame, el-Muğnî, VII, 410 vd.473.) İleride lian'ı ayrıca inceleyeceğimiz için kısa geçiyoruz.

Sonuç olarak İslam cinsel hayatı düzene sokmuş, böylece nesep ve nesilleri koruma altına alırken, insan varlığının, anne-babanın şefkatli kollarında ve aile yuvası sıcaklığı içinde yetişmesini hedeflemiştir. Bu arada nesilleri zinadan koruma yanında, zina benzeri temaslardan uzak kalmaları için de bir takım tedbirler almıştır. Sonraki yazılarda bunları açıklamaya çalışacağız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu
Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist