Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

İslam İlmihali

2 tane "ebu umame" etiketli yazı bulundu "ebu umame" tagli diger ogeler resimler , videolar

İslam'da Şarkı, Türkü ve Çalgı Sesinin Hükmü

İSLÂM'DA ŞARKI, TÜRKÜ ve ÇALGI SESİNİN HÜKMÜ

İslâm fıkhında, şarkı söylemek ve insanı duygulandıran veya insana hüzün veren bazı sözleri belirli bir makama uygun biçimde okumak anlamını ifade etmek üzere "tegannî" terimi kullanılır. Bazı sözleri makamlı söylemede esas olan tabiattaki tabiî seslerdir. İnsanın da yaratılıştan bu seslere meyli vardır. İnsanoğlu fıtratı gereği güzel sesten hoşlanır, sevinç, keder, sıkıntı ve şaşkınlık sırasında ona yönelir. Nitekim, küçük çocuk annesinin güzel sesle söylediği ninni ile sükunet bulur ve uykuya dalar. Hayvanların kendi cinsleriyle iletişimi teganniye benzer seslerle olur. Bir çok kuşun sesi gerçek musiki gibidir.

Evrensel bir din olan İslam'ın musikiye ve tegannili sözlere mutlak olarak karşı çıkması söz konusu olamazdı. Bu yüzden İslam musiki ve tegannî için bir takım sınırlar belirlemiş, meşru olanla olmayanın arasını ayırmıştır.

Biz yukarıda Hz. Peygamber'in ve ashab-ı kiramın meşru sözlerle ve makamlı biçimde söylenen bazı şarkı ve mersiyelere karşı tutumlarına ait çeşitli örnekler vermiştik.

Kitap ve sünnette nefsi azdıran ve beraberinde haramı getiren şarkı ve çalgı aletleri ile ilgili kınayıcı ifadeler yer alır. Bu delillere kısaca yer vereceğiz.

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "İnsanlardan kimi vardır ki, bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için eğlence sözleri satın alırlar. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır." (Lokman, 31/6) Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) bu ayetteki "lehve'l-hadîs (eğlence sözleri)" ifadesine "şarkı", Hasan el-Basrî (ö. 110/728) ise "şarkı ve çalgı" anlamı vermiştir. Bu tefsir tarzını Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî Hasen'den, İbn Cübeyr'den, Katade ve İbrahim en-Nehaî'den nakletmiştir. (bk. el-Kurtubî, el-Cami', XIV, 251; İbn Kesîr, Tefsîr, V, 377.)

Allahü Teala şeytana hitap ederek şöyle buyurur: "Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat." (el-İsra, 17/64.) Bu ayetteki "ses (savt)" ten maksat Abdullah İbn Abbas ve Mücahid'e göre; şarkı, çalgı ve oyundur. (el-Kurtubî, a.g.e, l, 288.)

Şarkı ve eğlenceye dalma ile bağlantılı görülen başka ayet de şudur: "Siz bu söze (Kur'an) şaşıyor musunuz? Gülüyor ve ağlamıyorsunuz. Şarkıcılık ve gaflet içinde oyalanıyorsunuz." (en-Necm, 53/59-61)

Ayetteki "sâmidûn" ifadesinin kökü olan "semed" Himyer lehçesinde "şarkı" anlamına gelir. Nitekim Mekke'de Kureyş müşrikleri Kur'an-ı Kerîm'in okunduğunu duyunca, işitilmesin diye şarkı söyler ve oynarlardı. (el-Kurtubi, a.g.e., XVII, 123)

Şarkıya ve çalgı aletlerine düşkünlüğü kötüleyen çeşitli hadisler nakledilmiştir. Ancak bu hadislerin insanı fuhuş, içki ve zinaya düşürebilen nitelikteki şarkı, türkü ve eğlenceleri kasdetmesi yanında, bir bölümünün de zayıf hadisler olduğunu görmekteyiz.

Hz. Ali'nin naklettiği bir hadiste; Ümmet işleyince başlarına belanın çökeceği bildirilen on hasletten bir tanesi de "şarkıcı kadınların ve çalgı aletlerinin türemesidir." (Tirmizî, Fiten, 31. Bu hadis için Tirmizî «garîb» Darekutnî «batıl» ve Zehebî ise «münker» demiştir.)

Ebu Umame (r.a.)'ten şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Peygamber, şarkıcı kadının alacağı parayı yasakladı ve bu konu ile ilgili olarak şu ayetin indiğini bildirdi: "İnsanlardan kimileri var ki, bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için eğlence sözleri satın alırlar" (Lokman, 31/6. Bu hadis; Tirmizi, İbn Hanbel ve İbn Mace rivayet etmiş yalnız Tirmizî «garib hadis» demiştir. el-Askalani, Fethu'l-Barî, XIII, 335.)

Ebu Davud'un Nafi'den rivayet ettiğine göre Abdullah b. Ömer bir çalgı sesi işitmişti. Parmaklarını kulaklarına tıkadı ve oradan uzaklaştı. Bana da "Ey Nafi, bir ses işitiyor musun?" dedi. Ben "Hayır" deyince parmaklarını kulaklarından çekerek "Rasulullah (s.a.s) ile birlikte idim. Bu ses gibi bir ses işitti ve benim yaptığım gibi yaptı" dedi.   (Ebu Davud, Edeb 52. Ebu Davud buna «münker hadis» demiştir.) Yine İbn Ömer'in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Şüphe yok ki, Allah şarabı, kumarı, darbukayı, tanbur ve ud'u yasaklamıştır. Her sarhoşluk veren şey de haramdır." (eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, VII, 260, Hadisin senedindeki Velîd, b. Abde durumu meçhul olan bir ravidir.)

Evliliğin Meşru Olduğunu Gösteren Deliller

EVLİLİĞİN MEŞRU OLDUĞUNU GÖSTEREN DELİLLER 

Evliliğin meşru oluşu Kitap, Sünnet ve İcma delillerine dayanır. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:

"Sizden bekarları ve kölelerinizle cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer onlar fakir iseler, Allah onları fazlu kereminden zenginletir. Allah her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir." (en-Nur, 24/32.)

"Size helal olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder tane nikahlayın. Bu kadınlar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız, o zaman tek kadınla evlenin veya ellerinizin altında bulunan cariyelerle yetinin. Bu, haksızlığa yol açmamanız için daha uygundur." (en-Nisa, 4/3; Nikahla ilgili diğer ayetler için bk. el-Bakara, 2/102, 221, 228, 230, 232, 235; en-Nisa, 4/4, 5, 19, 22-26; el-A'raf, 7/189, 190; en-Nur, 24/3, 32, 33; er-Rûm, 30/21; el-Ahzab, 33/37; el-Mümtehine, 60/10-12.)

Evlilik konusunda pek çok hadis nakledilmiştir. Allah elçisi, gençlere hitap ederek şöyle buyurmuştur:

"Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlilik yükümlülüklerine gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü ve ırzı harama karşı daha fazla koruyucudur: Kimin evlenmeye gücü yetmezse oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için bir kalkandır." (Buharî, Savm, 10, Nikah, 2,3; Müslim, Nikah, 1, 3; Ebu Davud, Nikah, 1; Tirmizî, Nikah, 1; Nesaî, Sıyam, 43; Nikah, 3; ibn Mace, Nikah, 1; Darimî, Nikah, 2; A.b. Hanbel, l, 378, 424,425.)

Ashab-ı kiramdan üç kişi Hz. Peygamber (s.a.s)'in eşlerine onun gece ibadetini sormuşlar, belki azımsayarak birincisi "sürekli olarak gece namazı kılmaya", ikincisi "sürekli oruç tutmaya", üçüncüsü ise "kadınlardan sürekli ayrı kalmaya ve hiç evlenmemeye" karar verir. Onların bu konuşmalarını haber alan Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Bazı kimselere ne oluyor ki, şöyle şöyle demişler. Fakat ben hem namaz kılıyorum, hem uyuyorum; oruç tutuyorum, tutmadığım da oluyor; kadınlarla da evleniyorum. Kim benim sünnetimi terkederse benden değildir." (Müslim, Nikah, 5; Nesaî, Nikah, 4; Darimî, Nikah, 3; A. b. Hanbel, II, 158, III, 341,359, V, 409.)

Hz. Aişe'nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz, çünkü ben (kıyamet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim. Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Evlenme gücü bulamayan da oruca devam etsin. Çünkü oruç, onun için (harama karşı) bir kalkandır." (İbn Mace, Nikah, 1. Bu hadisin senedi, rivayet zincirinde bulunan İsa b. Meymun el-Medini yüzünden zayıf sayılmışsa da, hadisi destekleyen başka rivayetler de vardır.)

Ebu Umame (r.a.)'ın naklettiği başka bir hadiste ise şöyle buyurular: "Mü'min, Allah korkusundan ve O'na itaattan sonra, iyi bir kadından yararlandığı kadar hiçbir şeyden yararlanmamıştır. Çünkü eşine emretse sözünü dinler, yüzüne baksa sevinç duyar, üzerine yemin etse, yeminini doğru çıkarır, dışa gitse, kendisinin bulunmadığı sırada iffetini ve kocasının malını korur." (İbn Mace,Nikah,5.)

Diğer yandan evlenmenin meşruluğu üzerinde, bütün ümmet görüş birliği içindedir. Ancak evlenmenin hükmü evlenecek kişinin özel durumu dikkate alınarak değerlendirilir. Diğer başlıklarda çeşitli durumlara göre konuyu açıklayacağız.

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist