Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

5 tane "hac" etiketli yazı bulundu "hac" tagli diger ogeler resimler , videolar

2008 yılı Hac Kuraları Çekildi

Diyanet İşleri Başkanlığının yapmış olduğu basın açıklamasında;

A- Hac Müracaatları ve Kur’a:

1. 2008 yılı hac müracaatları 12-27 Mart 2008 tarihleri arasında İl ve İlçe müftülüklerinde “Kayıt Yeniletme” ve “Ön kayıt Yaptırma” şeklinde gerçekleştirilmiş ve bu süre sonunda; 478.520’si kayıt yeniletme, 294.140’ı da ön kayıt yaptırma olmak suretiyle, toplam 772.660 vatandaşımız kayıt yaptırmıştır.

2. Kayıt yaptıran vatandaşlarımızın %53’ünü bayanlar, %47’sini erkekler teşkil etmektedir.

Hac Sonuçlarına Buradan Bakabilirsiniz

 

2008 Yılı Hac Önkayıt Sorgulama Ekranı

3. Müracaatlar hac kategorilerine göre alındığından, kur’a çekimi de; hacı adaylarının, tercih ettikleri kategoride her ilde ayrı ayrı sıraya konulmaları şeklinde gerçekleştirilecektir.

4. Kur’a sonuçları bugün saat:18.00’den itibaren internetten yayımlanacaktır. Vatandaşlarımız; http://hac.diyanet.gov.tr internet adresinden “kur’a sorgulama” bölümüne T.C. kimlik numaralarıyla girerek, hem kur’a sıralarını, hem de kontenjana göre iller düzeyinde kendilerine kesin kayıt sırası gelip gelmediğini takip edebileceklerdir.

5. 06 Mart 2008 Perşembe günü yapılan basın toplantısında da ifade edildiği gibi, hac müracaatları ve kur’a sonuçları sadece bu yıl için geçerli olacaktır.


B- Kontenjan ve Kesin Kayıtlar:

6. Hac kayıtları, öncelikle ilk 70.000 kişilik resmi kontenjana göre yapılacak ve ülkemiz kontenjanına göre iller bazında kesin kayıt hakkı kazanan vatandaşlarımız; 08 - 22 Nisan 2008 tarihleri arasında, müracaatta bulundukları illerde Diyanet veya tercih ettikleri acenta organizasyonlarından birisine kesin kayıtlarını yaptırabileceklerdir.

7. İllere verilen kontenjanların belirtilen tarihlerde dolmaması halinde, bunlar için de kura sırası gözetilerek, 28 Nisan - 02 Mayıs 2008 tarihleri arasında ek kayıtlar yapılacaktır.


8. Ülkemize verilebilecek ek kontenjan dikkate alınarak; 05-16 Mayıs 2008 tarihleri arasında 30.000 kişilik yedek hac kaydı alınacaktır. Ancak, ek kontenjan alımı kesinleşinceye kadar bunlardan hac ücreti alınmayacağı gibi, kontenjan alınamaması halinde de, bu kayıtlar nedeniyle kendilerine gelecek yıllarda ayrıca bir hak verilmeyecektir.


9. Kesin kayıtlar her ilde Diyanet %60, acentalar %40 oranı gözetilerek yapılacaktır.

C- Şehit ve Gazi Aileleri:

10. Şehitlerimizin, daha önce hacca gitmeyen ve müracaat süresi içerisinde kayıt yaptırmış olan anne, baba ve eşleri ile, kayıt yaptırmış olan gazilerimiz ve eşlerinden sırası gelmeyenlere 600 kişilik kontenjan ayrılmıştır.


Bunlara; şehit ailesi ve gazi olduklarını Genel Kurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya Valiliklerden alacakları belge ile ibraz etmeleri şartıyla kayıt hakkı verilecektir.

Sayılarının ve tercih ettikleri hac kategorilerinin tespiti amacıyla bunlar, 05-09 Mayıs 2008 tarihleri arasında il müftülüklerine müracaatta bulunacak ve kesin kayıtları; kur’a sıralaması esas alınarak, kendileri için ayrılan kontenjan nispetinde 19-23 Mayıs 2008 tarihleri arasında, tercih ettikleri hac kategorisine ait ücreti yatırmaları kaydıyla il müftülüklerince yapılacaktır.

D- Refakat:


11. Ailelerin hacca birlikte gitmelerini teşvik, mükerrer hacca gitmeyi önleme ve hiç hacca gitmeyenlere daha fazla imkan sağlama bakımından refakatçi olarak hacca gitme taleplerine imkan verilmemiştir.


E- Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:


12. Vatandaşlarımız; kesin kayıtlarını yaptırmadan önce, kayıt yaptıracağı acentanın yetkili acenta olup olmadığı, kayıt yaptıracağı hac kategorisi, ödeyeceği ücret ve karşılığında alacağı hizmet çeşidi ile kalacağı otel ve binaların özelliği, semtleri ve bunların Hareme olan mesafeleri hakkında gerekli ve detaylı bilgiyi alacak, acenta ile yapacağı sözleşmeyi bu açıdan da inceleyerek imzalayacaktır.


13. Kesin kayıtlar esnasında hacı adaylarının tercihlerini etkileyecek herhangi bir telkin, zorlama ve yönlendirme yapılmayacak, her bir kategori için öngörülen hizmetler dışında hacı adaylarını beklentiye sevk edecek tanıtımlarda ve yerine getirilmesi zor abartılı vaatlerde bulunulmayacaktır.

14. Vatandaşlarımız; kesin kayıtlarını, tercih ettikleri kategoriye göre yaptıracak, tercih edilen hac kategorisinin altında bir kategoriye geçişe izin verilmeyecek, üst kategorilere geçişlere ise imkanlar dahilinde müsaade edilecektir.


15. Müracaatlar 2008 yılı haccı için geçerli olduğundan, kesin kayıt hakkı elde edenlerden bu haklarını gelecek yıllara devretmek isteyenlere imkan verilmeyecektir.

16. Kayıtlarını belirlenen süreler içerisinde yaptırmayanların yerine sıradan kayıt yapılacak, süresi geçtikten sonra müracaat edenlere her hangi bir kayıt hakkı verilmeyecektir.

17. Daha önce hacca gittiği kur’a çekiminden sonra tespit edilenlerin kayıtları yapılmayacak, yapılmış ise silinecektir.


F- Bilgilendirme Seminerleri:

18. 2008 yılında Başkanlık ve acente organizasyonlarından birisine kesin kayıt yaptıran vatandaşlarımız için, il müftülüklerince belirlenecek mekânlarda 07-12 Haziran 2008 tarihleri arasında “Hac Bilgilendirme Seminerleri” düzenlenecek ve hacı adaylarına, seminerlere katılmanın zorunlu olduğu hususu il ve ilçe müftülükleri ile acentalarca kayıtlar esnasında duyurulacaktır.

konularına yer vermiştir.

İslam'da Geçici Evlenme Engelleri-2

3) İddete bağlı evlenme engeli:

Evliliğin ölüm, boşanma veya fesih sebeplerinden biriyle sona ermesi halinde kadının yeniden evlenebilmek için beklemek zorunda olduğu süreye "iddet" denir. Bütün hukuk sistemlerinde olduğu gibi İslam hukukunda da evliliğin sona ermesi halinde doğacak çocuğun nesebini belirleme ve kadına yeniden evlenebilmek için bir düşünme süresi sağlama gibi nedenlerle iddet şartı ve prensibi getirilmiştir.

İslam'da iddet, evliliğin sona erme nedenine göre değişik sürelere bağlanmıştır.

Evliliğin kocanın ölümü île sona ermesi halinde kadının bekleyeceği iddet süresi dört ay on gündür. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri kendi kendilerine dört ay on gün beklerler." (el-Bakara, 2/234)

Evlilik hangi nedenle sona ererse ersin, kadın gebe ise iddetin süresi doğuma kadardır. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Gebe kadınların iddetlerinin sonu, çocuklarını doğurmalarıdır.'' (et-Talak, 65/4) Ashab-ı Kiram'dan Sübey'atü'1-Eslemi (r. anha) gebe iken doğum yaptı, ancak dört ay on gün geçmemişti. Durumu Rasülullah (s.a.s)'e sordu: Rasul-i Ekrem doğumla iddetinin bittiğini ve dilerse yeniden evlenebileceğini kendisine bildirdi. (el-Cassas, a.g.e., Berut, t.y.,I,3)

Hz. Ali ve İbn Abbas'a göre, kocası ölen hamile kadın iki iddetten uzun olanı uygular.

Kadın evlilik dışı cinsel birleşme sonucu hamile kalmışsa, eğer kadın suç ortağı olan erkekle evlenecekse iddete tabi olmayıp hemen evlenebilir. Altı ay geçtikten sonra çocuk dünyaya gelirse nesebi bu erkekten sabit olur. Altı aydan önce doğum olduğunda, koca zinadan söz etmeyerek çocuğun kendisinden olduğunu söylerse, yine neseb bu ikrar nedeniyle sabit olur. Burada daha önceki bir nikah akdinin varlığı veya şüpheye dayalı bir cinsel birleşmenin vuku bulduğu düşünülür. Çünkü müslümanın prensip olarak iyi olduğu kabul edilir ve kötü olabilecek hali örtülür.

Zina eden kadın zina etmeyen bir erkekle evlenirse, Hasan el-Basrî gibi bir grup bilgine göre, nikah akdi münfesih olur. Ancak çoğunluk müctehitlere göre böyle bir evlilik caizdir. Bu konuda delil şu ayettir: "Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan kadından başkasını nikahlamaz. Zina eden kadını da zina eden veya müşrik olan bir erkekten başkası nikahlamaz. Bu mü'minler üzerine haram kılınmıştır." (en-Nûr, 23/3.) İlk grup bilginler ayetin açık anlamını esas alarak haramlık anlamı verdiler. Çoğunluk fakihler ise ayetin bu işin çirkinliğini anlattığını, dolayısıyle "zem" anlamı taşıdığını söylediler. Dayandıkları delil şu hadistir: "Hz. Peygamber (s.a.s)'e bir adam geldi ve şöyle dedi: Benim karım kendisine dokunan yabancı erkek elini geri çevirmez, yani zina eder. Hz. Peygamber: "Onu kendinden uzaklaştır" buyurdu. Adam dedi: "Nefsimin onun ardına düşmesinden korkarım". Rasulullah (s.a.s) bunun üzerine şöyle buyurdu: "Öyleyse onun cinsel yönünden, yararlan." (Nesaî, Nikah, 12, Talak, 34.) Diğer yandan Hz. Aişe (r. anha)'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Haram, helali haram kılmaz." (İbn Mace, Nikah, 63.)

Hanefilere göre, zina etmemiş bir erkek, zina eden, fakat hamile olmayan bir kadınla evlense, nikah akdi sahih olur. Eğer kadın hamile ise, Ebu Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre, yine nikah geçerli olur, fakat cinsel birleşme doğuma kadar geciktirilir. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 149: Döndüren, a.g.e.,s: 232.) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, suyunu, başkasının çocuğu üzerine akıtmasın." (Tirmizi, Nikah, 35; Ebu Davud, Nikah, 44; A. b. Hanbel, IV, 108, 109) İmam Züfer'e göre ise, zinadan hamile olan kadınla evlilik akdi geçerli değildir. Çünkü bu gebelik cinsel temasa engel olup, akde de engeldir. Nitekim hamilelik zina yoluyla olmasa da evlilik akdine engeldir.

Boşanan kadının iddeti üç defa hayız görüp temizlenmesidir. Ayette şöyle buyurulur: "Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç hayız ve temizlenme süresi beklerler." (el-Bakara, 2/228) Buna göre, kadın temizlik günlerinde boşanmışsa, üçüncü hayızın bitiminde iddet tamam olur. Hayızlı iken boşanmışsa; içinde boşandığı ilk hayız dışındaki üç hayız sonunda iddet bitmiş olur. Ancak hayızlı iken boşama bid'attır.

Hayız görmeyen küçüklerle, hayızdan ümit kesen yaşlıların iddeti üç aydır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Kadınlarınızdan artık hayızdan ümit kesmiş olanlarla, henüz hayız görmeyecek kadar küçük olan kadınların iddeti, şüphelenirseniz biliniz ki üç aydır." (et-Talak, 65/4.) Buna göre, ergin olmayan veya 55 yaşını geçen kadının iddet süresi üç aydır.

Diğer üç mezhebin aksine Malikîler henüz cinsel birleşmeye tahammül edemeyecek kadar küçük olan veya kocası cinsel organdan yoksun bulunan kadını bekleme mecburiyetine tabi tutmazlar.

4) Çok eşliliğe bağlı evlenme engeli:

İslam'dan önce Arabistan'da çok karılılığın sınırsız bir şekilde uygulandığı bilinen bir husustur. Ancak çok eşlilik daha çok kabile reisleri için söz konusu idi. Halktan erkeklerin çoğunluğu ise tek eşli idi. (bk. Bilmen, İstilahat-ı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1967, II, 112 vd.)

Eski İran, Çin, Brehmenler hukukunda, Bâbil'de Hammurabi Kanunlarında birden fazla kadınla evlilik esası kabul edilmişti. Roma hukukunda istfraş, yani evli olmaksızın birlikte yaşama mevcuttu. (M.Es'ad, Tarih-i İlm-i Hukuk, s:74, 97, 139, 141, 149, 165, 173.) Tevrat'da Dâvud Peygamberin bir kaç kadınla evlendiğinden söz edilir. (Samuel, 2/12, 7/8) İncil'de birden çok kadınla evlenmeyi yasak eden bir hüküm yoktur. Bu nedenle XVI ncı yüzyıla kadar hristiyanlarda çok evlilik normal sayılırdı. Hatta Filozof Herbert Spenser'e göre XI nci yüzyılda İngiltere'de Kilise, kadının başka bir erkeğe belli bir süreyle ödünç (iâre) verilebileceği hakkında kanun çıkartmıştır. (bk. M. es-Sibâî, el-Mer'e Beyne'l-Fıkh ve'l-Kanûn, s:210 vd.)

İslam'da çok evliliğe bazı şartlarla izin verilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Eğer yetim kızlar hakkında (adaleti yerine getiremeyeceğinizden) korkarsanız sizin için helal olan diğer kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikah edin. Şayet bu suretle de adalet yapamayacağınızdan endişe ederseniz o zaman bir tane ile yahut malik olduğunuz cariye île yetininiz." (en-Nisa, 4/3)

Buna göre, aralarında eşitliği sağlamak şartıyla erkeğin aynı zamanda dört kadınla evli bulunması İslam'a göre mümkündür. Artık bir beşincisi ile evlenemez. Ancak Hz. Peygamber bu yasağın dışındadır. (bk. el-Ahzab, 33/52; el-Cassas, a.g.e., III, 368, 369; İbn Kesir, el-Muhtasar, III, 107)

5) Sıhrî civar hısımlığından doğan evlenme engeli:

İki kız kardeşle veya eşinin teyzesi veya halası ile aynı zamanda evlenilemez. Aksi halde sonraki tarihli evlilik geçerli olmaz. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "iki kız kardeşi birlikte almanız da (size haram kılındı), ancak cahiliyye devrinde geçen geçmiştir." (en-Nisa', 4/23.) Bu yasak, hadis-i şeriflerle genişletilerek, karının halası ve teyzesi de yasak kapsamına alınmıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Karı ile hala ve teyzesi bir nikah altında toplanamaz." (Buharî, Nikah, 27; Müslim, Nikah, 33, 34, 36, 40.)

Birbirine çok yakın olan kadınlarla aynı anda evlenmenin yasaklanmasının sebebi, daha çok ahlakîdir. Gönüllerinde karşılıklı sevgi ve saygı bulunması gereken iki kız kardeşi veya yeğen ile teyze veya halayı aynı zamanda nikahlamak, onlar arasında bir kıskançlık ve rekabete yol açar ve sila-i rahim kesilir. Süt kız kardeş, süt hala ve süt teyzelerin durumu da böyledir.

Yahudilikte, iki kız kardeşle aynı zamanda evlenmek önceleri meşru iken sonradan neshedilmiştir. (bk. Ahd-i Atik,Tekvin, XXIX, Levililer, XVII, 18.)

6) Başkası ile evli olmaktan doğan engel:

İslam, kadın için tek evlilik prensibini benimsemiştir. Bu nedenle kadın için evli bulunmak aynı anda bir başka evlenmeye engel teşkil eder. Ayet-i Kerîme'de şöyle buyurulur: "Savaş esiri olarak sağ ellerinizin malik olduğu kadınlar müstesna olmak üzere, diğer bütün kocalı kadınlarla (evlenmeniz de size haram kılındı)" (en-Nisa, 4/24)

Evli kadın kocasından boşanır veya kocası ölürse, iddetini tamamladıktan sonra, başka bir erkekle evlenme yasağı ortadan kalkar. Bu bakımdan evlilik kadın açısından geçici evlenme engeli teşkil eder.

Bulaşıcı ve bir takım ağır hastalıklar İslam'da evlenme engeli sayılmamıştır. İmam Ebû Hanife ve İmam Şafiî'ye göre hastanın evlenmesi caizdir. Ancak erkekteki bazı hastalık ve kusurlar nedeniyle kadının mahkemeye başvurarak evliliği sona erdirmesi mümkündür.

Hac'da iken ihramlı olmaktan doğan evlenme engelini Hanefî mezhebi kabul etmemiştir. Ancak böyle bir durumda zifaf, ihramdan çıktıktan sonraya geciktirilir. Diğer üç mezhep imamına göre ise ihramlı iken evlenen kimsenin nikahı batıldır. Mülkiyet ilişkisinden doğan engelin ise bu gün uygulama alanı kalmamıştır. (İbn Rüşd, a.g.e., II, 36, 39; el-Kasani, a.g.e., 264, 272)

Not: Her ne kadar yukarda bulaşıcı bir takım hastalıklar islam açısından evlenme engeli sayılmamıştır denmiş olsa da, bu günkü koşullar ve aidis hastalığı düşünüldüğünde böyle bir hastalığın islam açısından evlenme engeli olması gerekir. Çünkü aidis hastası olan bir kadın ve erkeğin bu hastalığı eşine ve çocuğuna geçireceğinden bu aile yuvasının sıhhatinden, söz edilemez. Bunun neticesinde hastalığın çokça yayılarak toplumu ve aileleri tehtit edeceğide malumdur. Bu manada böyle bir hastayla islam açısından da evlenilmemesi gerekir diye düşünüyorum. Zaten şu anki koşullar itibariyle böyle bir hastayla hiç kimse evlenmek istemez. Eğer vakti zamanında bu tür bir hastalık olsaydı içtihad yapan din alimlerimiz bunu evlenme engeli olarak zikrederlerdi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. 

İhramlı Olmak

İSLÂM'IN CİNSEL HAYATI KORUMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER

3) İhramlı olmak:

İhram nedir ?

Hacca veya umreye niyetlenen kimsenin "mikat" denilen yerlerden itibaren, daha önce mubah olan bir takım fiilleri kendisine haram kılmasıdır. Dikişli elbise giymek, kokulanmak ve eşi ile cinsel ilişkide bulunmak bu yasakların başında gelir. Ancak kadınlar dikişli giysilerini çıkarmazlar.

Böylece hac veya umre sırasında ihramlı kalındığı sürece evli eşler arasında cinsel ilişki veya buna yol açabilecek sarılma, öpüşme, şehvetle dokunma ve kadının cinsel organına bakma gibi fiiller yasaktır. Ayette şöyle buyurulur: "Kim hac aylarında ihrama girerek haccı kendisine farz kılarsa, hac sırasında kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur" (el-Bakara,2/197.)

Ayetteki "refes" sözcüğü, kadınla cinsel teması veya genel olarak erkeklerin kadınların cinsel yönüne olan ihtiyacını kinayeli olarak ifade eder. Bir hadiste şöyle buyurulur: "Kim hac yapar, hac sırasında cinsel temastan korunur ve günah işlemezse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahlarından kurtulur." (Buharî, Hacc, 4, Muhsar, 9, 10; Müslim, Hacc, 438; Nesaî, Hacc, 4; İbn Mace, Menasik, 3; A. b. Hanbel, II, 229, 410, 484)

Hanefîlere göre, ihramlının nişanlanıp evlenmesi caizdir. Ancak bu takdirde zifaf, hac'dan sonraya geciktirilir. Delil, Hz. Peygamber'in ihramlı iken Meymûne île evlenmesidir. (Buhari, Sayd, 12, Nikah, 30, Megazî, 43; Müslim, Nikah, 46, 47, 48, Tirmizî Hac, 24.)  Çoğunluk fakîhler ise ihramlının evlilik akdini geçersiz sayarlar. Dayandıkları delil şu hadistir: "İhramlı kimse evlenemez, kendisi île evlenilmez ve nişanlanılmaz." (Müslim, Nikah 41-45; Ebu Davud, Menasik, 38, Tirmizî, Hac, 23, Nesaî, Menasik, 91.) Bunlar Hz. Peygamber'in Meymûne ile evlenmesinin ihramlı değilken vuku bulduğunu söylerler. (Tirmizî, Hac, 23,24;.Darimî, Menasik, 21; A. b. Hanbel, VI, 393.)

Hac yapmakta olan kimse Arafat'da vakfeden önce cinsel ilişkide bulunsa haccı fasid olur ve gelecek yıl kaza etmesi gerekir. Ayrıca ceza olarak bir küçük baş hayvanı kurban keser. Cinsel birleşmeye yol açabilecek öpme, şehvetle dokunma gibi fiillerde, boşalma olsun veya olmasın, bir küçük baş hayvan kurban gerekir. Malikîler dışında çoğunluğa göre bu durumda hac fasid olmaz.

Arafat'da vakfeden sonra, henüz ihramdan çıkmadan eşiyle cinsel temasta bulunmanın cezası ise, büyük baş bir hayvanın kurban kesilmesidir. (Ayrıntı için bk. el-Kasanî, a.g.e., II, 183 vd; ez-Zühaylî, a.g.e., III, 203 vd., Döndüren, a.g.e. s. 593 vd.)

İslam da Kadınlara İbadetlerde Getirilen Kolaylıklar-2

3) Hac:

Hac, şartlarını taşıyan erkek ve kadın mü'minlere farzdır. Beden sağlığı, maddi güç ve yol güvenliği yanında, kadınlar için ayrıca yol arkadaşının bulunması, boşanma veya ölüm iddetlisi olmaması da gereklidir. Bu son şartları taşımayan kadına hac farz olmaz. Hadislerde şöyle buyurulmuştur:

"Kadın, yanında mahremi bulunmadıkça üç günden fazla yolculuk yapamaz." (Müslim, Hacc, 413-424; Buharî, Taksîr, 4, Mescidu Mekke, 6, Sayd, 26, Savm, 67; Ebu Davud, Menasik, 2; Tirmizî, Rada, 15; Darimî, İsti'zan, 46; ibn Mace, menasik, 7; Malik, Muvatta, İsti'zan, 37.)

"Bir kadın yanında kocası bulunmadıkça hac yapmasın." (Buharî, Mescidu Mekke, 6, Sayd, 26, Savm, 67; Ebu Davud Menasîk, 2; Tirmizî, Rada, 15; A. b. Hanbel, III, 34; eş-Şevkanî, neylü'l-Evtar, IV, 491.)

Bu duruma göre, zengin olmak ve diğer şartları bulunmakla birlikte, yanında koca, oğul, torun, kardeş, baba, dede, süt oğul, süt kardeş ve kayın peder gibi sürekli evlenme yasağı olan mahrem bir hısımı bulunmayan kadına hac, bu şartın gerçekleşeceği yıla kadar farz olmaz. İleriki yıllarda bu belirtilen hısımlardan birisi hacca gider ve onu da birlikte götürmeyi üstlenirlerse kadına o yıl hac farz olur. Aksi halde şartlar gerçekleşmeden ömrü geçerse hac farizası üstünden düşer. Ancak böyle bir kadın artık hacca gitmekten ümit kesince, kendi yerine hac vekili gönderirse haccın sevabına kavuşacağı umulur.

Şafiî ve Malikilere göre ise kadın, güvenilir kadın arkadaşları ile birlikte hac farizasını ifa edebilir. Hatta Malikîler buna yalnız güvenilir erkek veya erkek-kadın karışık toplulukları da eklerler. Kadın bunlarla birlikte de hacca gidebilir. Bu müctehitler; "Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kabe'yi ziyaret edip hac etmek farzdır" (Al-i imran, 3/97.) ayetinin genel anlamına dayanırlar.

Ancak, Allah elçisi, kadınların yanlarında mahremi olmaksızın yolculuğa çıkmamasını bildirmesi üzerine, bir adam ayağa kalkarak; "Ey Allah'ın elçisi, karım hac yolculuğuna çıktı. Ben ise falanca gazveye yazıldım. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Git ve karınla birlikte haccet." (Buharî, Nikah, 111,,Cihad, 140,181; Müslim, Hacc 424.)

Diğer yandan hac yapacak kadının boşanma veya kocasının ölümünden dolayı iddetli olmaması gerekir. İslam yaşlı olan veya kocasından yeni boşanmış bulunan bir kadını o yıl hac ibadeti ile yükümlü tutmamıştır. Çünkü iddetin yerini değiştirmek mümkün olmamakla birlikte haccın daha sonraki bir yılda ifası mümkündür. (bk. et-Talak, 65/1; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletuh, Dimaşk 1405/1985, III, 36,37.)

Çoğunluk müctehitlere göre koca, karısının farz haccına engel olamaz, çünkü hac, ilk yükümlülük yılında (fevrî) farz olmuştur. Şafiîlere göre ise koca, karısını farz veya sünnet hac'dan alıkoyabilir. Çünkü kocanın hakkı öncelikli olup, hac ömür boyu ifa edilebilir.

Hac veya umre için mikatta ihrama giren kadınlar, giysilerini çıkarmazlar, erkeklerde olduğu gibi baş ve ayaklarını açık bulundurmazlar. Yalnız yüzleri açık bulunur, telbiye (lebbeyk duası) yaparken seslerini yükseltmezler.

Hayızlı veya nifaslı kadınların da ihrama girerken temizlenmek gayesiyle boy abdesti alması sünnettir. Hadiste şöyle buyurulur: "Hayızlı veya nifaslı kadınlar boy abdesti alır, ihrama girer ve Beytullah'ı tavaf dışında haccın bütün menasikini ifa ederler. (Tirmizî, Hac, 98; Ebu Davud, Menasik, 9; A. b. Hanbel, l, 364.)

Haccın sonunda Mina'da şeytan taşladıkdan sonra erkekler Mekke'nin hareminde bayramın ilk üç gününden birinde saçlarını keserek veya uçlarından kısaltarak (bk. el-Hac, 22/29; el-Feth, 48/27.) ihramdan çıkarken, kadınlar saçlarının uçundan biraz keserek ihramdan çıkmış olurlar.

Kadınların, sa'y'dan (Safa ile Merve arasında yapılan gidiş-geliş) önce yapılan tavafın ilk üç turunda (şavt) remel (omuzları silkerek çalımlı yürüme) yapması ve sa'y sırasında iki yeşil direk arasında koşarak yürümesi gerekmez.

Kadın ihramda üç konuda erkekten ayrılır. Dikişli elbise giymek, mest giymek ve başını örtmek.

4) Zekat:

Zekat, erkekler gibi zengin olan kadınlara da farzdır. Kur'an-ı Kerîmin 28 ayetinde

"Namaz kılınız ve zekat veriniz" emri kadınları da kapsar. Diğer yandan

"Mü'minlerin mallarından zekatı al ki onları temizleyip, mallarını çoğaltsın" (el-Bakara, 2/10.)

"Hasat günü ürünün hakkını ödeyin" (et-Tevbe,9/103.)

ayetlerinde de erkekle kadın arasında bir ayırım yapılmamıştır. Genel olarak Hz. Peygamberin hadislerinde de durum böyledir. Kadınların zekat yükümlüsü olduklarını gösteren özel deliller de vardır.

Amr b. Şuayb babası yolu ile dedesinden şu hadisi nakletmiştir: "Yemenli bir kadın kızı ile birlikte Hz. Peygamber'in yanına gelmişti. Kızının kolunda iki tane altın bilezik vardı. Allah'ın Rasulü kadına; "Bunların zekatını veriyor musun?" diye sorunca, kadın "hayır" dedi. Hz. Peygamber; "Kıyamet gününde Yüce Allah'ın bu iki bileziği senin koluna ateşten bilezik olarak takmasını ister misin?" buyurdu. Bunun üzerine kadın, bilezikleri kızının kolundan çıkarıp Allah elçisinin önüne bıraktı ve şöyle dedi: "Bilezikler Allah ve Rasulüne aittir." (Nesaî, Zekat, 69; Ebu Davud, Sünen, l, 358. Bu hadis zayıftır.)

Zekat yükümlülüğü için temel ihtiyaçlardan ve borçtan başka nisap miktarı mala sahip olmak gerekir. Temel ihtiyaç (havaic-i asliyye) kapsamına ise; oturulan ev, mutat ev eşyası, nakil aracı, özel kütüphane île kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin bir aylık -sağlam görülen başka bir görüşe göre bir yıllık - mutat masrafları girer. Bu belirtilenler zekat dışıdır. Ancak, kadının geçim harcamaları kocasının üzerine vacip olduğu için, evli kadın için borçlarına karşılık tutma dışında temel ihtiyaç olarak yedek ayırmak gerekmez. Evli kadına ait altın, gümüş, nakit para veya ticaret malı, nisap (96 gram altın veya bunun karşılığı kadar, nakit para veya ticaret malı miktarına ulaşırsa ve üzerinden de bir yıl geçmiş olursa kadın zekat yükümlüsü olur.

Bekar veya dul bayanlar ise erkekler gibi temel ihtiyaçları için yukarıda belirttiğimiz yedek akçe ayırma hakkına sahiptir. Hesap üzerinde zekat dışı bırakılan miktar ayrıldıktan sonra geride nisap miktarına ulaşan altın, gümüş, nakit para vb. olur ve üzerinden de bir yıl geçmiş bulunursa kadın zekat yükümlüsü olur.

Malikilere göre kadının kullanmakta olduğu altın veya gümüş zinet takımlarına zekat gerekmez. Çünkü Abdullah b. Ömer'in (ö. 73/692) kızlarına ve cariyelerine taktığı zinet eşyasından zekat vermediği nakledilmiştir. (Malik, el-Müdevvene, l, 8, II, 22, 53.) Şafiîlere göre ise, kadının normalin üstünde zinet eşyası île, erkeğe ait zinet eşyasına zekat gerekir. Kadının normal zinetleri ise zekata tabi olmaz. (eş-Şirazî, el-Mühezzeb, Mısır, t.y., l, 158 vd.; eş-Şirbinî, muğnî'l-Muhtaç, Mısır, t.y., 390 vd.) Hanbelîlere göre de kullanılan altın ve gümüş zinet eşyasına zekat gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 9-17)

Sonuç olarak, İslam'da kadın kendi malı üzerinde dilediği tasarrufu yapma hakkına sahiptir. Evlilikte de eşler arasında "mal ayrılığı rejimi" geçerlidir. Bu yüzden kadın, kocasının serveti dikkate alınmaksızın, bağımsız olarak zekat, öşür, fitre, keffaret, diyet vb. malî sorumlulukları bizzat üstlenmiş olur.

5) Cihad:

Cihad sözlükte; çalışmak, emek harcamak demektir. Bir terim olarak ise; düşmanla yapılan kutsal savaşı; hak dine çağırıp, kabul etmeyenlere karşı mal ve canla savaşmayı ifade eder.

Düşmanla savaş çok sert bir mücadeleyi kapsadığı; ölüm, yaralanma, esirlik savaşların olağan sonucu bulunduğu için tarih boyunca genel olarak erkekler, savaşta önde olmuş ve kadınlarının ırz ve şereflerini koruma gayesi de savaşlarda etken olmuştur.

İslam'da cihada katılanlara sağ olarak dönerse "gazî", ölürse "şehid" unvanının verilmesi ve mücahidlere ahirette büyük ecirlerin verileceğinin bildirilmesi (bk. et-Tevbe, 9/111, es-Saf, 61/10-12) bu amelle kadınların da ilgilenmesine neden olmuştur. Nebî (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ve Rasulü nezdinde, en faziletli amel cihaddır." (Buharî, Edeb, 1; A. b. Hanbel, II, 32.) Abdullah b. Mes'ud (r. anhuma)nın en faziletli amelin ne olduğunu sorması üzerine Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir: "Vaktinde kılınan namaz, sonra ana-babaya iyilik, sonra Allah yolunda cihaddır." (Buharî, İman, 18, Mevakît, 5, Tevhîd, 47,48, 56; Müslim, İman, 135,137-139; Tirmizî, Birr, 2, Salat, 13)

Cihadın güçlüklerine rağmen çeşitli gazvelerde kimi kadın sahabelerin cihadlara katılarak geri hizmetlerde bulunduklarını yukarıda açıklamıştık. Cihadın çok büyük ecir kazandırdığını Allah Rasülünden öğrenen kadınlar, erkekler gibi cihada katılamayışlarına üzülmüşler ve kendileri için cihadın yerini tutabilecek bir amelin olup olmadığını sormuşlardır. Hz. Peygamber bunun üzerine onlara; kadınların cihadının hac ve umre olduğunu" bildirmiştir. (bk. Buharî, Cihad, 62, Sayd, 26; İbn Mace, menasik, 8; A. b. Hanbel, VI, 67,68,71,75, 79,120.) Yani hac veya umre ziyareti yapan hanımların düşmanla cihada katılmış gibi ecir kazanacaklarını haber vermiştir. Başka hadislerde; "Hac ne güzel cihaddır" (Buharî, Cihad, 62) "Hac cihaddır, umre ise tetavvu'dur" (İbn Mace, Menasik, 44.) buyrulmuştur.

 

İslam da Kadınlara İbadetlerde Getirilen Kolaylıklar-1

Hac başvuruları 12 Mart'ta başlıyor

hac  

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, 2008 yılında hacca gitmek isteyen adayların ön kayıt ve kayıt yenileme başvurularının 12-27 Mart tarihleri arasında yapılacağını söyledi. Bardakoğlu, 2008'de yaklaşık 100 bin hacı adayının kutsal topraklara götürüleceğini açıkladı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, 2008 yılı hac organizasyonu ile ilgili Başkanlık konferans salonunda basın toplantısı düzenledi.

Bardakoğlu; 2007 yılı kayıt döneminde kayıt yeniletme ve ön kayıt yaptırma olmak üzere toplam 673 bin kişinin başvurduğunu, geçen yıldan kayıt yaptırıp gidemeyen çok sayıda kişinin bulunduğunu hatırlattı. 12-27 Mart tarihleri arasında; geçen yıldan bekleyenlerin kayıt yeniletme, bu yıl başvuracakların da ön kayıt yaptırabileceklerini söyleyen Bardakoğlu, kura çekiminin ise 4 Nisan'da yapılacağını aktardı.

Ön kayıt yaptıranlardan çeşitli masraflar karşılığı 15 YTL alınacağını, kayıt yeniletenlerden ise bu meblağın tahsil edilmeyeceğini dile getiren Bardakoğlu, kesin kayıtların 8-22 Nisan tarihleri arasında yapılacağını bildirdi.

Bardakoğlu, kesin hacca gitme niyetinde olan vatandaşların başvuruda bulunmaları ve mükerrer hacdan kaçınılması uyarısında da bulundu. Bardakoğlu, "650 bin kişinin beklediği bir ortamda mükerrer hacca gitmek vebal almaktır. Mükerrer hacca götüren şirketler de en büyük cezayı görecek. Mükerrer hacca götüren şirketlere hac ve umre izni vermeyeceğiz" diye konuştu. Hacı adaylarının otel, müstakil odalı ve normal yemekli olmak üzere 3 kategoriden birini seçmek zorunda olduğunu kaydeden Bardakoğlu, bu tercihleri daha sonra değiştirme imkanının ise bulunmayacağını vurguladı.

Bardakoğlu, bu nedenle adayların düşünerek ve bilgi sahibi olarak tercihte bulunması gerektiğini söyledi.

Bardakoğlu, hac ücretlerinin geçen yıl ile aynı oranda tutulmaya çalışıldığını açıkladı. Bardakoğlu'nun verdiği bilgiye göre hac kategorileri ve ücretleri ise şöyle:

Normal Yemekli 1. Tip: 2 bin 200 Avro

Normal Yemekli 2. Tip: 2 bin 50 Avro

Normal Yemekli 3. Tip: Bin 950 Avro

Müstakil 1. Tip: 3 bin 750 Avro

Müstakil Odalı 2. Tip: 3 bin 450 Avro

Müstakil Odalı 3. Tip: 3 bin 150 Avro

Müstakil Odalı 4. Tip: 2 bin 650 Avro

Otel kategorileri ise otellerin hareme olan yakınlığı ve hizmet kalitesine göre belirlenecek. sabah

2008 Yılı Hac Ön Kayıt Sorgulama

 

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist