Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

3 tane "hz.ali" etiketli yazı bulundu "hz.ali" tagli diger ogeler resimler , videolar

İslam'da Düğün Yemeği Nasıl Olmalıdır

DÜĞÜN YEMEĞİ (Velîme)

İslam, nikahın ilan edilmesini, neşe ve sevincin bir belirtisi olarak def'e vurulmasını istemiş, bununla evli olanla bekar olanı, helal ile haramı birbirinden ayırmayı hedeflemiştir. Çünkü bakire veya dul kadının, şahitlerin önünde nikah akdi yapılmış olsa bile sessizce bir erkekle birlikte yaşamaya başlaması çevreyi kötü zanna düşürür ve bu iki kişi zina töhmeti altında kalır. İşte İslam, mü'minlerin evliliğinin yapılacak bir düğün merasimi ve bu arada davetlilere verilecek bir yemekle (velime) çevreye duyurulmasını istemiştir,

Düğün dolayısıyla verilen yemeğe "velîme" denir. Velîmede misafir, eş-dost ve yöredeki fakirlere yemek ikramı esastır. Düğün yemeği uygulaması cahiliyye dönemine kadar uzanır. Hz. Peygamber, ilk eşi Hz. Hatice ile evlenirken iki deve kestirerek davetlilere yemek ikram etmiştir. Amcası Ebu Talib de bu münasebetle evinde bir ziyafet düzenleyerek Hz. Peygamber'i ve Hz. Hatice'yi davet etmişti.

Önceden yalnız örf olan velîme Hz. Peygamber'in uygulaması ile sünnete dönüşmüştür. Hz. Peygamber, Hz. Zeynep'le evlendiğinde bir koyun kesmiş, Safiyye (r. anha) ile evliliğinde ise hurma ve kavut (sevik) ikram etmiştir. Düğün yemeğinin miktarı ve kalitesi düğün sahibinin mali gücüne ve cömertlik durumuna göre değişir. Nitekim Allah'ın elçisi insanların en cömerdi olduğu halde bazı düğünlerde et ve ekmek ikramı yerine daha basit ikramlarda da bulunmuştur. (İbn Mace, Sünen, H.No: 1908-1910)

Hz. Peygamber ashabı kirama da düğün yemeği vermelerini tavsiye etmiştir. Nitekim Abdurrahman b. Avf'ın (ö. 32/652) evlendiğini duyunca, kendisine; "Bir koyun keserek de olsa, düğün yemeği ver" (İbn Mace, H. No: 1907, Nikah, 24; Buhari, 67, 68; Darimi, At'ime, 28, Nikah, 22) buyurmuştur.

Hz. Ali (ö. 40/660) Hz. Fatıma (ö. 11/632) ile evlenirken yarım ölçek arpa almak üzere zırhını bir yahudiye bırakmış; bir miktar çekirdeği çıkarılmış kuru hurma, un, yağ ve yoğurt karıştırılarak hazırlanan bir yemek ve arpa ekmeği ikram edilmiştir. O günün şartlarında bu, iyi bir ziyafet sayılıyordu. (Asım Köksal, İslam Tarihi, İstanbul 1981, s: 259; Ali Rıza Temel "Velime" mad. Şamil İslam Ansik. VI, 339)

Şafiîlere ve Zahiri mezhebine göre düğün yemeği vermek vacip hükmündedir.

Hanefilere göre bu yemeği vermek sünnet olduğu gibi, velime davetine katılmak da sünnettir.

Çoğunluk mezhep müctehitlerine göre ise velime davetine katılmak vaciptir. Dayandıkları delil şu hadislerdir: «Kim düğün yemeğine çağrılır ve icabet etmezse Allah'a ve Rasulüne asî olmuş bulunur» (Buhari, Nikah, 72; Müslim, Nikah, 107-110; Ebu Davud, At'ime, 1.) "Sizden biriniz düğün yemeğine çağrılınca gitsin." (Buhari, Nikah, 71, Müslim, Nikah, 96-98)

Düğün yemeklerinde haram olan şeylerin ikram edilmemesi, riya ve gösterişten sakınılması gerekir. Nitekim hadiste şöyle buyurulmuştur: «Velime'yi ilk gün vermek bir haktır, ikinci gün vermek güzeldir, üçüncü günde yemek vermekte ise şöhret ve gösteriş (kokusu) vardır.» (Ebu Davud, At'ıma, 3; İbn Mace, Nikah, 25; Darimi, At'ime, 28)

Diğer yandan bu davetlere zenginlerle birlikte fakirlerin de çağrılması gerekir. Hadiste şöyle buyurulur: «Davetlerin en kötüsü, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin mahrum edildiği düğün yemeğidir.» (Buhârî, Nikâh, 72; Müslim, Nikâh, 107, 109, 110; Ebû Dâvud, Atlime, 1; ibn Mâce, Nikâh, 25.)

İslam'da Şarkı, Türkü ve Çalgı Sesinin Hükmü

İSLÂM'DA ŞARKI, TÜRKÜ ve ÇALGI SESİNİN HÜKMÜ

İslâm fıkhında, şarkı söylemek ve insanı duygulandıran veya insana hüzün veren bazı sözleri belirli bir makama uygun biçimde okumak anlamını ifade etmek üzere "tegannî" terimi kullanılır. Bazı sözleri makamlı söylemede esas olan tabiattaki tabiî seslerdir. İnsanın da yaratılıştan bu seslere meyli vardır. İnsanoğlu fıtratı gereği güzel sesten hoşlanır, sevinç, keder, sıkıntı ve şaşkınlık sırasında ona yönelir. Nitekim, küçük çocuk annesinin güzel sesle söylediği ninni ile sükunet bulur ve uykuya dalar. Hayvanların kendi cinsleriyle iletişimi teganniye benzer seslerle olur. Bir çok kuşun sesi gerçek musiki gibidir.

Evrensel bir din olan İslam'ın musikiye ve tegannili sözlere mutlak olarak karşı çıkması söz konusu olamazdı. Bu yüzden İslam musiki ve tegannî için bir takım sınırlar belirlemiş, meşru olanla olmayanın arasını ayırmıştır.

Biz yukarıda Hz. Peygamber'in ve ashab-ı kiramın meşru sözlerle ve makamlı biçimde söylenen bazı şarkı ve mersiyelere karşı tutumlarına ait çeşitli örnekler vermiştik.

Kitap ve sünnette nefsi azdıran ve beraberinde haramı getiren şarkı ve çalgı aletleri ile ilgili kınayıcı ifadeler yer alır. Bu delillere kısaca yer vereceğiz.

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "İnsanlardan kimi vardır ki, bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için eğlence sözleri satın alırlar. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır." (Lokman, 31/6) Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) bu ayetteki "lehve'l-hadîs (eğlence sözleri)" ifadesine "şarkı", Hasan el-Basrî (ö. 110/728) ise "şarkı ve çalgı" anlamı vermiştir. Bu tefsir tarzını Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî Hasen'den, İbn Cübeyr'den, Katade ve İbrahim en-Nehaî'den nakletmiştir. (bk. el-Kurtubî, el-Cami', XIV, 251; İbn Kesîr, Tefsîr, V, 377.)

Allahü Teala şeytana hitap ederek şöyle buyurur: "Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat." (el-İsra, 17/64.) Bu ayetteki "ses (savt)" ten maksat Abdullah İbn Abbas ve Mücahid'e göre; şarkı, çalgı ve oyundur. (el-Kurtubî, a.g.e, l, 288.)

Şarkı ve eğlenceye dalma ile bağlantılı görülen başka ayet de şudur: "Siz bu söze (Kur'an) şaşıyor musunuz? Gülüyor ve ağlamıyorsunuz. Şarkıcılık ve gaflet içinde oyalanıyorsunuz." (en-Necm, 53/59-61)

Ayetteki "sâmidûn" ifadesinin kökü olan "semed" Himyer lehçesinde "şarkı" anlamına gelir. Nitekim Mekke'de Kureyş müşrikleri Kur'an-ı Kerîm'in okunduğunu duyunca, işitilmesin diye şarkı söyler ve oynarlardı. (el-Kurtubi, a.g.e., XVII, 123)

Şarkıya ve çalgı aletlerine düşkünlüğü kötüleyen çeşitli hadisler nakledilmiştir. Ancak bu hadislerin insanı fuhuş, içki ve zinaya düşürebilen nitelikteki şarkı, türkü ve eğlenceleri kasdetmesi yanında, bir bölümünün de zayıf hadisler olduğunu görmekteyiz.

Hz. Ali'nin naklettiği bir hadiste; Ümmet işleyince başlarına belanın çökeceği bildirilen on hasletten bir tanesi de "şarkıcı kadınların ve çalgı aletlerinin türemesidir." (Tirmizî, Fiten, 31. Bu hadis için Tirmizî «garîb» Darekutnî «batıl» ve Zehebî ise «münker» demiştir.)

Ebu Umame (r.a.)'ten şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Peygamber, şarkıcı kadının alacağı parayı yasakladı ve bu konu ile ilgili olarak şu ayetin indiğini bildirdi: "İnsanlardan kimileri var ki, bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için eğlence sözleri satın alırlar" (Lokman, 31/6. Bu hadis; Tirmizi, İbn Hanbel ve İbn Mace rivayet etmiş yalnız Tirmizî «garib hadis» demiştir. el-Askalani, Fethu'l-Barî, XIII, 335.)

Ebu Davud'un Nafi'den rivayet ettiğine göre Abdullah b. Ömer bir çalgı sesi işitmişti. Parmaklarını kulaklarına tıkadı ve oradan uzaklaştı. Bana da "Ey Nafi, bir ses işitiyor musun?" dedi. Ben "Hayır" deyince parmaklarını kulaklarından çekerek "Rasulullah (s.a.s) ile birlikte idim. Bu ses gibi bir ses işitti ve benim yaptığım gibi yaptı" dedi.   (Ebu Davud, Edeb 52. Ebu Davud buna «münker hadis» demiştir.) Yine İbn Ömer'in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Şüphe yok ki, Allah şarabı, kumarı, darbukayı, tanbur ve ud'u yasaklamıştır. Her sarhoşluk veren şey de haramdır." (eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, VII, 260, Hadisin senedindeki Velîd, b. Abde durumu meçhul olan bir ravidir.)

Evlenmek Niyetiyle Kadına Bakmak

İSLAMDA NİŞAN VE NİŞANLILIK

EVLENMEK NİYETİYLE KADINA BAKMAK

1) Nişandan önce:

a) Genel olarak kadına bakmak:

Ergin bir erkeğin, mahremi olmayan yabancı kadının şer'an örtülmesi farz olan avret yerlerine bakması caiz değildir. Bu bakışın şehvetli veya şehvetsiz olması yahut fitneye neden olacak nitelikte bulunup bulunmaması sonucu değiştirmez. Kadının avret yeri el ve yüz dışındaki bütün bedenidir. Ebu Hanîfe buna topuktan aşağı ayakları da ekler.

Bunun delili; erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını bildiren ayetlerle (en-Nur, 24/30, 31) kadınların örtünme esaslarını belirleyen ayetler (en-Nur, 24/31, 60; el-Ahzab, 33/33,53,59.) ve Hz. Peygamber'in sünnetidir. Yukarıda erkekle kadının birbirine bakması ile ilgili geniş bilgi vermiştik. Oraya bakılabilir. Burada bir iki hadise yer vereceğiz.

Allah'ın elçisi, Hz. Ali (r.a)'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! bakış bakışı izlemesin. İlk bakış sana ait (mubah), sonraki ise sana ait değildir." (Ebu Davud, Nikah, 43; Tirmizî, Edeb, 28; Darimî, Rikak, 3; A. b. Hanbel, V, 351, 353, 357) Başka bir hadiste şöyle buyurulur:

"Bir müslüman erkeğin gözü (mahremi veya nikahlısı olmayan) bir kadının güzelliklerine takılır da, sonra (Allah'tan korkarak) gözünü ondan sakınırsa, Allahü Teala ona ibadet ecri verir. Ve o kimse kalbinde ibadetin tadını bulur." (Ahmed b. Hanbel, V, 24.)

Diğer yandan İslam yabancı kadına bakmayı yasakladığı gibi, onunla yalnız başbaşa kalmayı da yasaklamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Sizden kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Çünkü bunu yaparsa üçüncüleri şeytan olur." (Buharî, Nikah, 111, 112; Müslim, Hacc, 424; Tirmizî, Rada; 16, Fiten, 7; A. b. Hanbel, l, 222, III, 339, 446.) "Sakın yabancı kadınların yanına girmeyin. Ensar'dan bir adam; "Ey Allah'ın Rasülü! Yanına girecek kimse kocasının (kardeşi veya amcaoğlu gibi) yakınları olursa ne buyurursunuz?" diye sorunca; Hz. Peygamber "Kocanın yakınları ölümdür (felakettir)" (Buhari, Müslim, Tirmizi, Darimi, A.b.Hanbel) buyurdular.

b) Evlenme düşüncesiyle kadına bakmak:

İslam'da, erkeğin yabancı kadına bakma yasağının bir takım istisnaları vardır. İhtiyaç ve zaruret durumları bulununca veya evlenme düşüncesi olunca bakma yasağı kalkar. İhtiyaç ve zaruret konusunda "zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar" prensibi uygulanır. Diğer yandan zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.

İhtiyacın meşru kıldığı bakmaya şunları örnek verebiliriz: Evlenme niyetiyle bakma; alış-veriş, kira, borç alıp-verme, şahitlik, eğitim ve öğretim. Zaruret nedeniyle meşru sayılan bakmaya ise hastalık, boğulma veya yangın gibi felaketlerle karşılaşan erkek veya kadının durumunu örnek verebiliriz. Böyle bir durumda hasta kadın, uzman kadın doktor bulunmayınca erkek doktora muayene ve tedavi olabilir.

Diğer yandan hangi sebeple olursa olsun yabancı bir erkeğin büro, muayenehane, ev vb. yerlerde yanında bulunmak durumunda olan kadın, yanında imkan varsa bir mahremini veya üçüncü bir kişiyi bulundurmalıdır. Çünkü yalnız başbaşa kalmalarda, fitneden güvende olunmaz.

Evlenecek eşlerin birbirini görmesi: Bu görme iki türlü olabilir.

aa) Erkek adına, bir yakınının kızı görmesi. Burada, aracı kadın, dönüşte dünür gönderilmesi düşünülen kızın niteliklerini damat adayına anlatır. Bu caizdir. Delil, Enes b. Malik (ö. 91/717)'in naklettiği şu hadistir: "Hz. Peygamber Ümmü Süleym (r. anha)'yı, bir kadına görücü olarak göndermiş ve onun bacaklarına bakmasını ayrıca ağız kokusunun olup olmadığını anlamaya çalışmasını bildirmiştir." (Ahmed b. Hanbel, III, 231; eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, VI, 110. Bu hadis için bazı eleştiriler yapılmıştır. İbn Hanbel hadise «münker» derken, yaygın olan «mürsel» oluşudur.)

Kadın da, kendisine talip olacak erkeğe bakması için birisini gönderebileceği gibi, bizzat erkeği kendisinin görme hakkı da vardır.

bb) Erkeğin bir aracı koymaksızın, evlenmek istediği kızı bizzat görmesi. Onun, yüz ve beden güzelliğini anlaması için yüz, eller ve boya bakması yeterlidir. Yüz güzelliğe, eller de bedenin zarafetine delalet eder.

Cabir b. Abdillah (r.a)'ın naklettiği bir hadiste şöyle buyurular: "Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman, onun evlenmesini teşvik edecek niteliklerine bakabilirse baksın." Cabir şöyle diyor: "Bir cariye ile evlenmek istiyordum. Gizlice onu gözetledim ve evlenmemi teşvik eden bazı özelliklerini gördüm. Sonra da onunla evlendim." (Ebu Davud, Nikah, 18; Tirmizî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, III, 334, 360, II 286, 299, V, 324. Hadisin ravileri sika (güvenilir) olup, Hakim, hadisin sahih olduğunu ortaya koymuştur.)

Mugîre b. Şu'be (r.a) bir kadınla evlenmek istiyordu. Hz. Peygamber ona; "Git ve onu gör. Çünkü görmek, birbirine ısınmanız için daha iyidir" (Müslim, Nikah, 74,75; Tirmizî, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 9; Darimî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, IV,245,246.) buyurdu.

Ebu Humeyd (r.a.)'in naklettiği bir hadiste, evlenme niyetiyle kadına bakılabileceği ve kadının durumu bilmemesinin de sonucu değiştirmeyeceği belirtilmiştir. (bk. Ebu Davud, Nikah, 18; eş-Şevkanî, a.g.e., VI, 110.)

Diğer yandan Hz. Ömer, devlet başkanlığı sırasında Hz. Ali'den kızı Ümmü Gülsüm'ü istemişti. Hz. Ali kızının küçük olduğunu hatırlatarak; "Onu sana göndereyim, eğer razı olursan eşin olsun" dedi. Hz. Ali kızını Ömer (r.a)'e gönderdi. Hz. Ömer kızı (Ümmü Gülsüm'ü) gördü ve onunla konuştu. (bk. Ebu Davud, Nikah, 18; eş-Şevkani, a.g.e., VI, 110) Bu durum ashab-ı kiram'ın evlilik konusunda birbirine ne kadar samimi davrandıklarını göstermektedir. Diğer yandan Ümmü Gülsüm'ün, babası Hz. Ali'nin sözüyle Hz. Ömer'in nikahlısı sayıldığı, bu yüzden de Hz. Ömer'in ona bu şekilde bakmasının caiz olduğu söylenmiştir.

c) Bakmanın ölçüsü ve sınırı:

Çoğunluk müctehitlere göre, erkek evlenmek istediği kadının yalnız yüz ve ellerine bakabilir. Çünkü yüz ve ellerin görülmesi kadının güzelliğini ve bedeninin arzu edilene uygun olup olmadığını anlamak için yeterlidir. Ebü Hanîfe ayakları da görülebilecek yerler kapsamında saymıştır.

Hanbelîlere göre, evlenilmek istenen kadının günlük işleri yaparken açık kalabilen yerlerine bakmak caizdir. Bunlar altı tane uzuv olup şunlardır: Yüz, boyun, baş, el, ayak ve bacaktan (topuk diz kapağı arası) ibarettir. Çünkü bir kadının fizik yönünün bilinmesi için belirtilen bu yerlerin görülmesine ihtiyaç vardır. Delil; yukarıda zikrettiğimiz Cabir ve Mugîre'nin naklettiği hadislerdeki "ona bak veya ona baksın" ifadelerinin genel anlamı ile Hz. Ömer'in ve Cabir'in bu konudaki uygulamalarıdır.

Evlendikten sonra ise eşler birbirinin vücudunun tamamına bakabilir. Bununla birlikte karı-kocanın birbirinin cinsel organına bakması mekruh sayılmıştır.

Şafiîlere göre, bakmanın, kızın ve ailesinin haberi olmaksızın yapılması gerekir. Aksi durumda, kız tercih edilmezse ailesi incinmiş olur. Delil; kızın izni olsun veya olmasın, bakmanın caiz olduğunu bildiren hadislerin açık anlamıdır.

Malikîlere göre ise, erkeğin bakışından kızın ve ailesinin haberli olması gerekir. Çünkü kızın, kendisine bakıldığından haberli olmaması mekruhtur. (ez-Zühayli, a.g.e., VII, 24)

Sonuç olarak, bir erkek evlenmek istediği kıza, istemeden önce İslami ölçüler içinde bakabilir. Aynı şekilde kız da erkeğe bakabilir. Yanlarında üçüncü bir kişi bulunmak veya herkese açık bir yerde olmak şartıyla evlilik tasarlayan müstakbel eşlerin karşılıklı konuşmaları da mümkün ve caizdir. Ancak kimsenin olmadığı yerlerde başbaşa kalmayı haya ve iffet bakımından riskli gören İslam bu konuda bazı önlemler almıştır. Bunları aşağıda açıklayacağız.

2) Nişanlılık süresinde:

Yukarıda da belirttiğimiz gibi nişan bir akit değil, bir evlilik sözü vermekten (va'd) ibarettir. Bu yüzden evlilikle ilgili yükümlülük ve sorumluluklar nişanla ortaya çıkmaz. Nişanlı erkekle kadın birbirine yabancı sayılır ve yanlarında mahrem birisi bulunmadıkça nişanlı kızla kimsenin olmadığı bir yerde başbaşa kalmak caiz olmaz.

Delil hadistir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bir kimse kendisine helal olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Aksi durumda üçüncüleri şeytan olur. Ancak yanlarında bir mahremlerinin bulunması durumu müstesnadır." (Buhari, Nikah, 111,112; Müslim, Hacc, 424; Tırmizî, Rada; 16, Fiten, 7;A. b. Hanbel, l, 222.)

Evlilikten önce birlikte gezip dolaşmak ve yanında anne, baba, kardeş, amca veya hala gibi bir mahrem olmaksızın erkekle başbaşa kalmak caiz değildir. Diğer yandan bu gibi birlikteliklerden bir yarar da sağlanmaz. Çünkü nişanlılar bu dönemde gerçek yüzlerini ortaya koymazlar. Kendilerini olduklarından başka türlü göstermeye çalışabilirler. Erkek duygularına yenilerek aceleci olabilir ve bundan da en büyük zararı kadın görür. Nişanın bozulması ya da bir gebelik durumunun ortaya çıkması özellikle kadını sarsan bir sonuç olur. Bu durumda kadının şerefi ve saygınlığı lekelenmiş bulunur.

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist