Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

3 tane "muteberlik" etiketli yazı bulundu "muteberlik" tagli diger ogeler resimler , videolar

Bağlayıcı (Lâzım) Olmayan Evlilik

 

MUTEBERLİK BAKIMINDAN EVLİLİĞİN ÇEŞİTLERİ

Bağlayıcı (Lâzım) Olmayan Evlilik

Bağlayıcılık (lüzûm) şartları eksik bulunan evliliklere "gayri lâzım (bağlayıcı olmayan) evlilik" denir.

A) Bağlayıcı Olmayan Evliliğin Gerçekleştiği Durumlar:

1) Baba ve dede dışında bir velinin küçükler için akdettiği evlilik.

Erkek kardeş veya amca gibi bir hısımın veli sıfatıyla küçüğün nikâhını akdetmesi durumunda, bu erkek veya kız çocuğunun "bulûğ muhayyerliği" hakkı bulunur. Bunlar erginlik çağına girince daha önce kendileri adına akdedilen evliliği kabul etmezlerse, nikâh akdi ortadan kalkar. İşte böyle bir nikâh, akdedildiği tarihten erginlik çağına kadar bağlayıcılık niteliği olmayan (gayri lâzım) bir nikâhtır. Küçüğü baba veya babanın babası evlendirmişse, bunların onun yararını gözetmede isabetli karar verecekleri kabul edildiğinden onlara "bulûğ muhayyerliği" hakkı tanınmamıştır. Ancak baba veya dede isabetsiz karar vermesiyle tanınmış olur ve küçüğü dengi olmayan birisi ile yahut önemli ölçüde düşük mehirle evlendirmiş bulunursa, böyle bir nikâh akdi geçerli sayılmamıştır.

2) Akıllı ve ergin bir kadın velisinden izinsiz olarak, dengi olmayan bir erkekle veya önemli ölçüde düşük olan mehirle evlenmiş bulunursa, velisi icazet verinceye kadar nikâh akdi "gayri lâzım"dır. Velinin bu evliliği feshettirme hakkı bulunur. Ebû Hanife'ye göre burada eksik mehri tamamlaması kocadan istenir, tamamlamazsa velinin fesih hakkı doğar. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise mehirdeki eksiklik veliye fesih hakkı vermez. (bk. el-Kâsânî, a.g.e., 11,315; Bilmen, a.g.e., II, 61, 62; Cin, a.g.e.,s: 156 vd, Cin-Akgündüz, a.g.e., s: 82; Kadri Paşa Kodu, Md. 138-144.)

B) Bağlayıcı Olmayan veya Mevkûf Bulunan Evliliklerin Sonuçları:

Bu çeşit evlilikler icazet yetkisine sahip olan kimsenin icazet vermesinden önce fasit nikâh gibidir. (el-Kâsânî, a.g.e. II, 236.) Böyle bir evliliğe icazet verilmez ve ayrılık meydana gelirse şu sonuçlar ortaya çıkar.

1) Cinsî birleşmeden önce fesih hakkı kullanılmışsa, nikâh hiçbir sonuç doğurmaz.

2) Birleşmeden sonra feshedildiği takdirde boşama iddeti, hurmet-i musâhare (sıhrî hısımlıkla doğan evlenme yasağı), emsal mehir ve doğacak çocuğun nesebi sabit olur.

3) Kadın hamile durumda ise evlilik feshedilemez. Burada doğacak çocuğun yararı gözetilmiştir. (el-Fetâvâ'l - Haniye maa'l - Hindiyye, I, 354.) Fasit evlilikte ise gebelik veya çocuğun bulunması ayrılmaya engel teşkil etmez.

4) Boşama, muhâlea, zıhâr, ilâ, nafaka ve miras gibi sahih evliliğe ait olan sonuçlar mevkuf ve gayri lâzım evliliklerde sabit olmaz.

Yürürlük Kazanması Başkasının İcazetine Bağlı Olan (Mevkûf) Evlilik

MUTEBERLİK BAKIMINDAN EVLİLİĞİN ÇEŞİTLERİ

Yürürlük Kazanması Başkasının İcazetine Bağlı Olan (Mevkûf) Evlilik

Yürürlük (nefaz) şartlarında eksiklik bulunan evliliğe mevkûf evlilik denir.  Burada akdin tamamlanması kendi icazetine bağlı olan kimse, icazet verinceye kadar nikâh akdi askıda kalır ve yürürlük kazanamaz.

Mevkuf evlilik kapsamına giren nikâh çeşitleri şunlardır:

A) Velinin izni gerektiği halde bu izin alınmadan yapılan evlilik. Temyiz gücüne sahip fakat henüz erginlik çağına gelmemiş bulunan bir erkek veya kız çocuğunun velisinden izinsiz evlenmesi durumunda, veli icazet verinceye kadar evlilik yürürlük kazanamaz. İcazet verilmezse evlilik ortadan kalkar. İcazetten önce cinsel birleşme olursa fasit nikâh hükümleri uygulanır.

B) Yetkisiz (fuzulî) kimse tarafından akdedilen evlenme. Velayet veya vekâlet gibi bir yetkiye dayanmaksızın, başkasını evlendiren kimseye "fuzûlî" denir. Fuzûlînin evlendirdiği kişi, bu evliliği öğrenince, kabul ederse nikâh akdi yürürlük kazanır. Aksi durumda ortadan kalkar.

C) Vekilin yetkisini aşarak aktettiği evlilik. Vekil, temsil ettiği kimseyi belli bir kadınla evlendirme görevini üstlenmişken, bundan başkası ile evlendirse evlendirilen kişi icazet verirse akit yürürlük kazanır. Aksi durumda ortadan kalkar.

Sahih Evlilik Nedir Nasıl Yapılır

MUTEBERLİK BAKIMINDAN EVLİLİĞİN ÇEŞİTLERİ

Evlenme akdi rükün ve şartlarının bulunup bulunmamasına göre sahih, fasit, batıl, mevkuf ve gayri lazım çeşitlerine ayrılır.

Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre fasit ve batıl evlilik arasında bir fark yoktur.

Aşağıda bu evlilik çeşitlerini ve sonuçlarım açıklayacağız.

Sahih Evlilik

A) Sahih Evliliğin Tanımı:

Rükün ve şartları tam olarak bulunan evlilik akdi, taraflar için bağlayıcı olur. Akıllı ve ergin Müslüman bir erkekle, yine akıllı ve ergin Müslüman bir kadının, aralarında bir evlenme engeli bulunmaksızın iki şahit huzurunda yaptıkları evlenme akdi geçerli olur ve sonuçlarını meydana getirir. (el-Kasani, Bedayiu's-Sanayi, Beyrut, 1328/1910, II, 331-334) Başkasının icazetine bağlı olan mevkuf evlenme, bu icazet verilince ve bir tarafın fesih hakkının bulunması yüzünden bağlayıcı olmayan (gayri lazım olan) evlilik ise bu fesih hakkının kullanılmaması durumunda sahih hale gelir. Böyle bir evlenme akdi karı-koca ilişkisi, mehir, nafaka, sıhrî hısımlık, nesep ve karşılıklı mirasçılık gibi evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Bunları aşağıda açıklayacağız.

B) Sahih Evliliğin Sonuçları:

1) Eşlerin İslami ölçüler içinde birbirinin cinsel yönlerinden faydalanması caiz olur.

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz biçimde varın." (el-Bakara, 2/223.) "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz." (el-Bakara, 2/187.) "(Savaş esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler dışında, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin." (en-Nisa', 4/24.) "(Kurtuluşa eren mü'minler) iffetlerini korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu cariyeleri bunun dışındadır. (Bunlarla cinsel ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir." (el-Mü'minun, 23/5, 6.)

Hz. Peygamber (s.a.s) de bir hadiste şöyle buyurmuştur: "Kadınlarınız hakkında Allah'tan korkun. Şüphesiz onlar sizin yanınızda yardımcılarınızdır. Onları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve cinsiyet uzuvlarını Allah'ın kelimesi île helal edindiniz." (Ebu Davud, Menasik, 56; İbn Mace, Menasik, 84; Darimî, Menasik, 34.)

Nikah, eşe ancak önden yaklaşmayı helal kılar. Eşine arkadan yaklaşmak, aybaşı, lohusalık veya hacda ihramlı hallerinde onunla cinsel temasta bulunmak caiz değildir.

Allahü Teala şöyle buyurur: "Onlar cinsel uzuvlarını eşleri veya sağ ellerinin malik olduğu cariyeleri dışında korurlar." (el-Mü'minun.)

"Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Onun için aybaşı halindeki kadınlarınızla cinsel temastan uzak durun. Temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın. İyice temizlenince Allah'ın size emrettiği yerden onlara gidin." (el-Bakara, 2/222.) Lohusalık da aybaşı halinin benzeridir. (Aybaşı ve lohusalık için bk. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, İstanbul, 1991, s:178vd.)

Nebi (s.a.s) eşine arkadan yaklaşan kimse için şöyle buyurmuştur; "Eşine arkadan yaklaşan lanetlenmiştir." (Ebu Davud, Nikah, 45) Başka bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Aybaşı halindeki bir kadına yaklaşan veya bir kadına arkadan yaklaşan yahut gelecekten haber veren kimseye (kahin) gidip onu doğrulayan kimse Muhammed'e indirileni yalanlamış olur." (Tirmizi, Tahare, 102; İbn Mace, Tahare, 122)

Aybaşı veya lohusa olan kadına eşinin cinsel temasta bulunması halinde ona eziyet ve sıkıntı vermiş, ayrıca sağlığını da tehlikeye sokmuş olur. Eğer bunun haramlığını bilerek yapmışsa, bir veya yarım dinar (1 dinar, yaklaşık 4 gr. 22 ayar altın paradır.) altın parayı bir fakire tasadduk etmesi gerekir. Bir hadiste şöyle buyurulur: "Bir erkek eşine aybaşı halinde yaklaştığında, eğer aybaşı kanı kırmızı ise bir dinar, sarı ise yarım dinar altın parayı sadaka olarak versin." (Tirmizî, Tahare, 102, Ebu Davud, Nikah, 47; Nesaî, Tahare, 181, Hayz, 9.)

Kocanın, eşinin bütün vücuduna çıplak olarak bakması ve dokunması caizdir. Çünkü cinsel ilişki bile helal olunca, bunun altında kalan bakma ve dokunma öncelikle helal olur. Ancak edep bakımından eşlerin birbirinin cinsel uzuvlarına bakmaması tavsiye edilmiştir. Nitekim Hz. Aişe (r. anha)'nın "Ben Rasülullah (s.a.s)'in cinsel uzvundan bir şey görmedim, O da benden bir şey görmedi" (bk. ibn Hanbel, Müsned, VI, 63, 90; el-Kurtubî, el-Cami', XII, 154.) dediği nakledilmiştir.

Hanefîlere göre kocanın ölümden sonra eşinin bedenine bakması ve dokunması helal olmaz. Şafiîler aksi görüştedir.

2) Evlilikle, kadın belirlenen mehre hak kazanır. Evlilik akdi sırasında mehirden hiç söz edilmemişse kadın emsalleri kadar bir mehir alma hakkına sahip olur. Aşağıda mehir konusunu ayrıca inceleyeceğiz.

3) Kadının koca evinde kalması gerekir. Peşin konuşulan mehrini alan kadının, kocasının belirlediği, İslam'ın öngördüğü özelliklere sahip olan meskende oturması asıldır. Bu kalış, boşandıktan sonra da iddet süresince devam edebilir.

Allahü Teala şöyle buyurur: "Evlerinizde oturun, eski cahiliyye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın." (el-Ahzab, 33/33) "(Boşanan) o kadınları, gücünüzün yettiği kadar oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun." (et-Talak, 65/6) "Onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Meğer ki, açıkça bir kötülük yapmış olsunlar" (et-Talak, 65/1)

Diğer yandan kadın, peşin konuşulan mehri almadıkça ortak ikametgaha gitmeye zorlanamaz. Koca, önceden eşinin sürekli olarak kendi babasının evinde oturacağını kabul etse, bu şart yok sayılır. Bu duruma göre, toplumda iç güveyi denilen ve erkeğin, kadının ailesi ile birlikte oturma esasına dayanan anlaşmanın kocayı bağlamadığında açıklık vardır. Erkek eşiyle birlikte istediği zaman kendisine ait başka bir eve geçme hakkına sahiptir.

Kocanın belirleyeceği mesken sağlığa elverişli olmalı, meskun alanda bulunmalı, gerekli eşyaya sahip olmalı, kötü komşulu olmamalı ve kocanın hısımları aynı meskende oturmamalıdır. Ancak kadın, kocasının hısımları ile birlikte oturmayı kabul eder ve hizmetlerini de görürse, bu onun ahlakinin güzelliğindendir.

4) Kadın nafaka hakkına sahip olur. Bu da yeme, içme, giyim ve mesken ihtiyacını kapsar. Kadın haksız yere kocasının itaatından dışarı çıkarsa nafaka hakkı düşer. Kocanın nafaka yükümlülüğü şu delillere dayanır: Allahü Teala şöyle buyurur: "...Onların (annelerin) toplumda iyi bilinen örfe göre (ma'ruf) yiyeceği ve giyeceği çocuk kendinin olan babaya aittir." (el-Bakara, 2/233.) "Malî imkanları geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin, rızkı kendisine daraltılmış bulunan da nafakayı, Allah'ın ona verdiğinden versin. Allah hiç bir kimseye ona verdiğinden başkasını yüklemez. Allah güçlüğün arkasından kolaylık ihsan eder." (et-Talak, 65/7.) Şu ayette de mesken ihtiyacından söz edilir: "Boşanan kadınları gücünüzün yettiği kadar, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun." (et-Talak, 65/6.)

5) Eşlerden her birinin, diğerinin usul ve furûu ile kendi arasında "sıhrî hısımlık" meydana gelir. Buna göre, bir kadınla evlenen erkek, artık bu kadının annesi veya nineleri ile yahut kızı ya da torunları ile evlenemez. Kadın da kocasının babası, dedeleri yahut oğul ya da torunları ile evlenemez. Bu yasak evlilik; boşanma veya ölümle sona erse bile devam eder (bk. "Evlenme engelleri" konusu).

6) Çocukların baba bakımından nesebi sabit olur. Bir çocuğun ana tarafından nesebinde şüphe bulunmaz. Çünkü onun nesebi doğuran kadına bağlanır. Erkeğe bağlanması ise nikah bağını gerektirir. Hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Doğan çocuk yatağın sahibi olan erkeğe aittir. Zina edene ise taşlama vardır." (eş-Şevkani, Neylü'l-Evtar, VI, 276.)

7) Eşlerin arasında miras cereyan eder. Eşlerden birisi evlilik devam ederken veya rıc'i (cayılabilen) boşamada iddet beklerken veya ölüm hastası olan kocanın bain (kesin) talakla boşadığı eşi iddet beklerken ölürse Şafiîler dışındaki çoğunluğa göre diğer eş mirasçı olur.

Allah Teala şöyle buyurur: "Eşlerinizin çocuğu yoksa, mirasının yarısı sizindir. Eğer onların çocuğu varsa, size mirasından düşecek pay dörtte birdir. Eğer çocuğunuz yoksa, bıraktığınızdan dörtte biri onların (karılarınızın) dır; eğer çocuğunuz varsa, mirasınızdan sekizde biri yine onlarındır." (en-Nisa, 4/12)

8) Birden çok eş varsa, aralarında adaletin gözetilmesi gerekir. Bu adalet geceleme, nafaka, giyecek ve mesken bakımından eşitliği gerektirir. (ez-Zühayli, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletüh, Dimaşk, 1405/1985, VII, 100 vd.)

9) Peşin mehrini alan kadının, kocasının meşru emirlerine itaat etmesi gerekir. Kocası eşine ahlak ve edebe aykırı veya İslam'ın kendisine tanıdığı hakları ihlal edici emirler verirse, kadının bunlara uyması gerekmez. Aybaşı veya lohusalık günlerinde cinsel ilişki isteği, tesettürü veya namaz, oruç, zekat gibi farzları terketmesini istemesi durumlarında kadın kocasına itaat etmez ve farzları yerine getirir.

Ancak kadının aybaşı veya lohusalık günleri dışında kocasının cinsel isteklerine cevap vermesi de bu itaat kapsamına girer.

10) Koca, karısının şahsı üzerinde geniş yetkilere sahip olmakla birlikte, ona iyi davranmak ve insanca muamele yapmak zorundadır. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulmuştur: "Onlarla iyi geçinin, Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa; olabilir ki, bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda bir çok hayır takdir eder." (en-Nisa, 4/19)

Ancak kocasının iyi muamelesine rağmen kadın söz dinlemez ve hayasızca davranışlarını ve serkeşliklerini sürdürürse, kocanın onu te'dip hakkı doğar. Yüce Allah bu hakkın kullanılma şekil ve şartlarını şöyle belirlemiştir: "Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince, onlara önce öğüt verin, vazgeçmezlerse yataklarında yalnız bırakın, bu da yarar sağlamazsa (hafifçe) dövün." (en-Nisa',4/34.)

Şunu belirtelim ki, kocanın eşi üzerindeki te'dip hakkı İslam'a özgü bir özellik değildir. Klasik kilise görüşü de, haklı bir neden varsa kocanın hafifçe eşini dövebileceğini kabul etmiştir. XII ve XIII. yüzyıllarda Fransa'da koca, karısını yaralamamak şartıyla dövebilirdi. 18 Ağustos 1982 tarihli kanundan önce İngiltere'de de kocanın karısını te'dip hakkı vardır. (Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, s:321, 322.)

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist