Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

2 tane "namaz kılmak" etiketli yazı bulundu "namaz kılmak" tagli diger ogeler resimler , videolar

Adetli kadına yasaklanan şeyler

 

İSLÂM'IN CİNSEL HAYATI KORUMAK İÇİN ALDIĞI ÖNLEMLER

b) Adetli kadına yasaklanan şeyler:

1) Namaz kılmak:

Adetli kadının namaz kılması caiz değildir. Hz. Peygamber Fatıma binti Hubeyş (r. anha)'ye şöyle buyurmuştur: "Adetin devam ettiği sürece namazı bırak, sonra boy abdesti al ve namaz kıl." (Buharî, Hayz, 19, 24, Vudu, 63; Müslim, Hayz, 62; Ebu Davud, Tahare, 109; A. b. Hanbel, VI, 42, 141, 187, 194, 204, 222; Darimî, Vudu, 76.)

"Adetli kadın kılamadığı namazı kaza etmez, tutamadığı farz oruçları ise kaza etmesi gerekir. Hz. Aişe şöyle demiştir: "Biz Rasülullah (s.a.s) devrinde adet görüyorduk. Namazı kaza etmekle emrolunmadığımız halde, tutamadığımız orucu kaza etmekle emrolunuyorduk." (Buharî, Hayz, 20; Ebu Davud, Tahare, 104; Tirmizi, Savm, 67; Nesaî, Hayz, 17, Sıyam, 64.)

2) Oruç tutmak: Adet gören kadın oruç tutmaz. Delil yukarıdaki Hz. Aişe hadisidir. Ancak farz oruç borcu onların üzerinden düşmez ve kaza etmeleri gerekir.

  

3) Tavaf: Hz. Peygamber hac sırasında adet gören Hz. Aişe'ye şöyle buyurmuştur: "Hayız gördüğün zaman, temizleninceye kadar Beytullah'ı tavaf dışında kalan, diğer hac ibadetlerini yap." (Buharî, Hayz, 1, 7, Hacc, 81, Edahî, 3,10; Müslim, Hacc, 119,120; Ebu Davud, Menasik, 23.)

4) Kur'an-ı Kerîm okumak: Adetli olan kadın veya cünüp olan kimse Kur'an okuyamaz, mushafa el süremez ve onu kılıf, çanta gibi bir muhafazanın içinde olmadıkça eline alıp taşıyamaz. Allah Teala şöyle buyurur: "Ona (Kur'an'a) tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez." (el-Vakıa, 56/79.) Hz. Peygamber de bu konuda şöyle buyurmuştur: "Adetli kadın ve cünüp kimse Kur'an'dan bir şey okuyamaz." (Tirmizî, Tahare, 98; ibn Mace, Tahare, 105.)

Bu duruma göre bir kılıf veya çanta içindeki mushafa el sürmek veya onu taşımak hayızlı ve cünüp kimse için caizdir. Yine ilimle uğraşan kimse tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarını zaruret yüzünden giysisinin yeni ile veya eliyle tutabilir. Kur'an yapraklarını abdestli olarak çevirmek müstehaptır. Yine bu yaprakları okumak için kalemle çevirmek de caizdir. Diğer yandan adetli veya cünüp kimse; tesbih, tekbir, zikir, salat okuyabileceği gibi dua ayetlerini de dua niyetiyle okuyabilir. (ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslamî ve Edilletuh, l, 471; bk. Darimî, Vudü, 103.)

5) Mescide girmek: Adetli kadının veya cünübün mescide girmesi, orada eğleşmesi veya itikafa çekilmesi caiz değildir. Hadiste şöyle buyurulur: "Hiç bir hayızlı veya cünüp için mescide girmek helal olmaz." (İbn'Mace, Tahare, 92,126; Ebu Davud, Tahare, 92; Darimî, Vüdu, 116.) Şafii ve Hanbelîlere göre; adetli kadının veya cünübün kirletmemek şartıyla mescitten karşıdan karşıya geçmesi caizdir. Çünkü Hz. Peygamberin, Hz. Aişe'ye böyle bir izin verdiği nakledilmektedir. (bk. Müslim, Hayz, 11-13; Nesaî, Tahare, 172, Hayz, 18; İbn Mace, Tahare, 120.)

6) Cinsel ilişkide bulunmak: Ayette şöyle buyurulur: "Hayız halinde iken kadınlardan uzaklaşın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın." (el-Bakara, 2/222.) Burada, uzaklaşmaktan gaye, cinsel ilişkinin bırakılmasıdır. Yine adetli eşi ile cinsel yönden ne kadar ilgilenebileceğini soran bir sahabiye Allah'ın Rasulü şu cevabı vermiştir: "Senin için göbekten üst yanı serbesttir." (Darimî, Vudü, 107; eş-Şevkanî, Neylü'l-Evtar, l, 277.)

Hanbelîlere göre, bir koca için adetli karısının diz kapak-göbek arası cinsel temasın dışında serbesttir. Delil şu hadistir. "Adetli kadına cinsel temasın dışındaki her şeyi yapabilirsin." (Müslim, Hayz, 16; Nesaî, Tahare, 16.) Hanefî, Şafiî ve Malikîlere göre, adetli veya lohusa olan eşiyle cinsel ilişkide bulunan erkeğe keffaret cezası gerekmez. Ancak tevbe ve istiğfar etmesi gereklidir.

Diğer yandan bir hadiste; "Kim adetli bir kadınla cinsel temasta bulunursa, yarım dinar (yaklaşık iki gram altın para) tasadduk etsin." buyurulmuştur. (Tirmizî, Tahare, 102; Ebu Davud, Nikah 46, 47; Tıbb, 50; İbn Mace, Tahare, 123.)

Adet döngüsü ve seks

7) Boşama: Adetli kadını boşamak caiz değildir. Ancak bununla birlikte çoğunluğa göre boşama tasarrufu geçerli olup, "bıd'î boşama" adını alır. Ayette; "Eşlerinizi boşayacağınız zaman, iddetlerine doğru boşayın" buyurulur. (et-Talak, 65/1) Yani içinde iddet meşru olan bir sürede boşayın, demektir. Çünkü ay halinin geride kalan kısmı iddetten sayılmaz. Hz. Peygamber, Abdullah b. Ömer'e, eşini temizlik günlerinde veya gebe iken boşayabileceğini bildirmiştir. (eş-Şevkarî,a.g.e, VI,221.)

İtirafım Sanadır Ya Hakk...

namaz Kimselere diyemedim...

SENAİ DEMİRCİ

Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb'im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim "cız" etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum. Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim. "Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım. Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.

Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım. Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. "Beni bana bırak!"larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım. Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.

İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim. Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.

İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda, "emrolunduğum gibi dosdoğru ol"manın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. "Sırası değil!"di; "hele dur; sonra da olur!"du. En Sevgili'ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.

Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.

İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte. Fısıldaması bile acı veriyor ya… Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre, heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, "bitmez şimdi bu namaz !" dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.

Bir Sen duydun beni ey Rabb'im. Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin. Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.

İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı… "Aradan çıkarmaya çalıştığım" oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir "sorun"du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.

Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda "aferinler" fısıldadın gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu. Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın. Utandırmadın.

Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb'im. Kimselere söylemedin. Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam. Ben işte böyleyim; yine "bana ait"lerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?

YA ERHAMERRAHİMİN,

Kusurlu namazlarımızı katında kusursuz say. Amin.

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist