Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

İslam İlmihali

2 tane "sahih halvet" etiketli yazı bulundu "sahih halvet" tagli diger ogeler resimler , videolar

Kadının Mehrin Yarısına Hak Kazandığı Durumlar

Kadının Mehrin Yarısına Hak Kazandığı Durumlar

Sahih evlilik cinsel temas veya sahih halvetten önce kocanın fiili ile sona ermişse, kadın daha önceden miktarı belirlenmiş olan mehrin yarısını alabilir. Eğer mehrin tamamı daha önceden peşin olarak ödenmişse, kadın bunun yarısını kocasına geri vermek zorunda bulunur. Delil şu ayettir: "Eğer siz onları, kendileriyle cinsel temasta bulunmazdan önce boşar, fakat daha önce mehir tesbit etmiş olursanız, bu mehrin yarısı onlarındır." (el-Bakara, 2/237.)

Bu ayetin hükmüne göre, kadının yarı mehir almasının şartları üç maddede toplanabilir,

a) Mehir daha önceden tesbit edilmiş olacak,

b) Koca, karısını cinsel temastan önce boşamış bulunacak,

c) Kadın mehir hakkından vazgeçmemiş olacak.

Burada evlilik boşama ile sona erebileceği gibi fesih, ila, mulâane, kocanın iktidarsızlığı, İslam dinini terketmesi, karısı müslüman olduğu halde kendisinin İslam'a girmekten kaçınması, kadının usul ve füruuna hurmet-i müsahareyi (sıhrî hısımlık) gerektiren bir fiil işlemesiyle de sona erebilir. Bütün bu durumlarda evliliğin sona ermesi kocanın fiili ile olmuş bulunur ve kadın bu yüzden yarı mehre hak kazanır. Yeter ki bu ayrılık cinsel birleşmeden önce meydana gelsin. Bu çeşit ayrılıkta kadına iddet gerekmez. (el-Kasanî, a.g.e., II, 296 vd.; İbnü'l-Humam, Fethu'l-Kadîr, II, 438-439)

Mehir miktarı nikah akdi sırasında belirlenmemiş olur veya eşler mehirsiz evlenme konusunda anlaşmış bulunur yahut belirleme geçerli sayılmaz veyahut  ayrılık eşlerin rızası veya hakimin kararıyla gerçekleşmişse ve bu ayrılma cinsel temastan yahut sahih halvetten önce olmuşsa Hanefi ve Hanbelilere göre kadına mehir gerekmez. Ancak böyle bir kadın mut'a denilen bir mala hak kazanır. Delil şu ayettir: "Kendileriyle temas etmediğiniz veya kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşamışsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak onları ma'ruf bir yararlandırma (mut'a) ile yararlandırın." (el-Bakara, 2/236)

Mut'a; kocanın; mal, giysi veya yiyecek olarak boşanmış eşine verdiği şeyler demektir. Ayette mut'a'nın miktarı belirlenmemiş ve bu husus içtihada bırakılmıştır. Ebu Hanife'ye göre, mut'a'nın en azı bir giysi, baş örtüsü ve bir yorgan olup mehr-i mislin yarısından çok olamaz. (es-Serahsi, el-Mebsut, V, 82, 83; es-Sabuni, Tefsiru Ayati'l-Ahkam, I, 379-380)

Kadının Mehrin Tamamına Hak Kazandığı Durumlar

Kadının Mehrin Tamamına Hak Kazandığı Durumlar

Kadın mücerred evlilik akdi ile mehir üzerinde hak sahibi olamaz. Cinsel temas, sahih halvet veya eşlerden birisinin ölümü kadını, mehir üzerinde hak sahibi kılar. Aşağıda bunları kısaca açıklayacağız.

1) Cinsel temas (zifaf):

Evlilikte ilk cinsel birleşme ile kadın mehrin tamamı üzerinde hak sahibi olur. Mehir peşin konuşulmuşsa bunu teslim alma hakkı doğar. Hatta bu durumda kadın mehri teslim almadıkça cinsel temastan kaçınma hakkına sahiptir. Mehir sonraki bir vadeye bağlanmışsa, vadesi gelmedikçe istenemez. Evlilikte cinsel temas veya sahih halvet sonucunda kadının mehrin tamamına hak kazanması şu ayete dayanır: "Bir eş yerine başka bir eş alırsanız, onlardan birine yükler dolusu mal vermiş olsanız bile, ondan bir şey geri almayın." (en-Nisa', 4/20)

Burada evliliğin sahih veya fasit olması sonucu değiştirmez. Hatta kadınla cinsel temasın hayız, nifas, ihram, oruç veya itikat durumlarında olması da sonucu etkilemez. Çünkü koca cinsel temasla hakkını aldığı için, buna karşılık kadının da mehir üzerindeki hakkı kesinleşir. Mehir miktarı daha önce evlilik sırasında belirlenmemiş ise, ya sonradan karşılıklı rıza ile belirlenir ya da emsal mehir gerekir. Ayette şöyle buyurulur: "Birbirinize kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir ahit almışken, verdiğinizi nasıl geri alabilirsiniz." (en-Nisa', 4/21.) Bu ayetteki, "kaynaşıp başbaşa kalmak" anlamına gelen "ifdâ" cinsel temas olarak tefsir edilmiştir. İşte cinsel temasla bir hak halini alan mehir, artık ödenmedikçe veya hak sahibi olan kadın tarafından borçlu koca bu konuda ibra edilmedikçe düşmez. (bk. el-Kasanî, a.g.e., II, 291 vd.; eş-Şirazî, el-Mühezzeb, II, 57 vd.; İbn Kudame, el-Muğni, VI, 716; ez-Zühayli, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletüh, VII, 289)

2) Sahih halvet (eşlerin başbaşa kalması):

Sahih bir nikahla evli bulunan eşlerin, kimsenin görmediği ve istekleri dışında kimsenin giremeyeceği kapalı veya kapalı sayılan bir yerde yalnız olarak kalmalarına "sahih halvet" denir. Başbaşa kalmaya engel sayılan durumların da bulunmaması gerekir. Eşlerin yanında üçüncü bir kişinin bulunması, karı-kocada cinsel birleşmeye engel bir durumun olması, hastalık, küçüklük, ay hali, farz oruçlu olmak, farz veya nafile hac için ihramda bulunmak başba'şa kalsa bile eşler için cinsel temas engeli sayılan haller arasındadır. (İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar, II, 465) Eşlerin bu engellerle birlikte başbaşa kalmasına ise "fasit halvet" denir. Mesela; düğünden önce trafik kazası geçiren nikahlısının başında hizmet için hastanede kalan kadının bu başbaşa kalışı fasit halvet niteliğinde olup mehre hak kazandırmaz.

Sahih halvetin sonuçları şunlardır:

a) Bu halvetten sonra eşler boşanırsa kadın mehrin tamamına hak kazanır. Eğer mehrin miktarı konuşulmamışsa emsal mehir gerekir. Burada kadın evlenmeyi istediği bir erkekle, cinsel temas engeli olmayan bir ortamda başbaşa kaldığı için, daha sonra boşanma olunca kadının yeniden evlenmede, önceki şartlarla eş bulması güç olabilecektir. İşte bu eksikliğin mehirle giderilmesi hedeflemiş olmalıdır (bk. en-Nisa, 4/21).

b) Yine bu şekilde boşanan kadın iddet bekler. İddet süresince nafaka ve halvetten en az altı ay sonra doğacak çocuğun nesebinin babaya bağlanması gibi haklardan yararlanır. (ez-Zühayihi, a.g.e., VII, 292; Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, s: 287. Ş.İ.A. "Mehir" mad., IV, 110)

3) Eşlerden birisinin ölümü:

Sahih evlilikte, cinsel temastan önce eşlerden birisinin ölümü durumunda, kadının önceden miktarı belirlenen mehrin tamamına hak kazandığı konusunda görüş birliği vardır. Çünkü ölümle nikah akdi feshedilmiş olmaz, belki mali sonuçlarını doğrurarak sona erer. Mehir de bunlar arasındadır. Ancak vefat eden kadın olursa, mehri mirasçıları isteyebileceği için bunlar arasında kocası da vardır. Bu yüzden koca mehirden kendi miras payı olan dörtte bir veya ikide bir miktarı düşebilir.

Çoğunluk müctehitlere göre cinsel temastan önce eşlerden birisi ölür ve daha önce mehir miktarı belirlenmiş olmazsa kadın mehr-i misle hak kazanır. Delil Abdullah b. Mes'ud (ö. 32/652)'un naklettiği şu hadistir. "Cinsel temastan önce kendisi veya kocası vefat eden kadın için daha önceden bir mehir konuşulmamışsa emsal mehir gerekir. Bunda ne aldatma ve ne de hile olmaz. Kadın iddet bekler, miras hakkına sahip olur". Ashab-ı kiramdan Ma'kıl İbn Sinan, ibn Mes'ud'a şöyle dedi: Hz. Peygamber Vaşık kızı Berva' hakkında senin naklettiğin gibi hüküm vermişti." (Ebu Davud, Nikah, 31; Nesai, Talak, 57; İbn Mace, Nikah, 18; Darimi, Nikah, 47)

4) Kadının kocasının evinde bir yıldan çok kalması:

Malikîlere göre, kocasının evinde cinsel temas olmaksızın en az bir yıl kalan kadın mehrin tamamına hak kazanır. Hanefi ve Hanbelilere göre ise bu süre içinde eşler herhangi bir tarihte yalnız başbaşa kalmışlarsa (sahih halvet) kadın mehre hak kazanır. Aksi durumda mehir gerekmez. (ez-Zühayli, a.g.e., VII, 292, bk. İbn Rüşd, a.g.e., II, 20)

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist