Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

İslam İlmihali

5 tane "sperm" etiketli yazı bulundu "sperm" tagli diger ogeler resimler , videolar

Çocuğun Erkek veya Kız Oluşu

 

YER YÜZÜNDE İLK İNSAN VE YARADILIŞI

ÇOCUĞUN ERKEK VEYA KIZ OLUŞU

Doğacak çocuğun erkek veya kız olması da bilimin sınırlarını aşan, yüce Allah'ın dilemesine bağlı olan bir konudur. Âyette şöyle buyurulur: "Allah dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları verir. Yahut onları, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir. Dilediğini de kısır kılar. O her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir." (eş-Şûrâ, 42/49-50)

Anne karnında cinsiyetin oluşumu şöyle gelişir. Erkek sperm ana hücresinde 44 + XY = 46 kromozom bulunur. Erginlik çağından itibaren başlayan "mayoz" bölünme ile bu ana hücreden 22 + X = 23 kromozomlu dişilik karakteri taşıyan bir sperm ile 22 + Y = 23 kromozomlu erkeklik karakteri taşıyan bir sperm hücresi meydana gelir. Kadındaki yumurta ana hücresinin erginlik çağından itibaren "mayoz" bölünmesi sonunda ise sürekli olarak 22 + X = 23 kromozomlu dişilik karakteri taşıyan iki yumurta hücresi ortaya çıkar. Sonuçta sperm ile yumurta hücresinin birleşmesinden 46 kromozomlu ya erkek karakterli ya da dişi karakterli bir zigot teşekkül eder. Kadının rahminde oluşan zigotun (alaka) gelişerek insanı oluşturduğunu yukarıda belirtmiştik. Tıp ilmi erkek sperm hücresinde erkek ve dişilik (yani X ve Y) karakteri, kadının yumurta hücresinde ise yalnız dişilik karakteri (X) bulunduğunu günümüzden ancak 40 yıl kadar önce belirleyebilmiştir. Halbuki Yüce Allah aşağıdaki âyeti ile bunu 6. M. yüzyılda haber vermiştir: "Allah meniden (erkek sperm hücresinden) iki eşi, erkek ve dişiyi yarattı." (el-Kıyâme, 75/39.) Bütün bunların bir rastlantı sonucu olduğu söylenebilir mi? Yüce Allah'ın bilgisi ve gücü dışında hiçbir canlının hareket yeteneği bulunmadığı şu âyette ifade buyurulmuştur: "Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (levh-ı mahfuz) dır." (Hûd, 11/6.)

Kadının ay halinden temizlendikten yaklaşık on gün sonra serbest bıraktığı aşılanmaya elverişli bir tane dişi yumurta hücresine karşılık, erkeğin nutfesinde 200-300 milyon arası sperm hücresi bulunduğu bilinmektedir. Bu spermlerden yumurta hücresine yalnız 500 ilâ 1000 kadarı ulaşır ve bir tanesi yumurtayı aşılar. İşte sperm sayısının % 50'nin altına düşmesi halinde kısırlıktan söz edilir.

Diğer yandan sperm hücresi, kadına ait dişi yumurtaya ulaşınca, yumurta hücresi "fertilizin" buna karşılık sperm hücresi ise "antifertilizin" denilen bir madde salgılar. Eğer bu iki madde uyuşabilirse, sperm hücreleri yumurtanın yüzeyine tutunabilir. Aksi halde tutunmaları ve ceninin teşekkülü mümkün olmaz. Bu, farklı türe ait sperm hücrelerinin yumurta hücresine yaklaşmalarını önlemek ve türün dejenere olmasını engellemek için önemli bir tedbirdir. Bu yüzden farklı türler olan maymundan insana veya insandan maymun türüne geçiş biyolojik bakımdan mümkün değildir.

Biyolojik Oluşum ve Türün Korunması

YER YÜZÜNDE İLK İNSAN VE YARADILIŞI

BİYOLOJİK OLUŞUM ve TÜRÜN KORUNMASI

Erkeğe ait sperm hücresi ile kadına ait yumurta hücreleri nasıl ve nerede hazırlanmakta, bunların buluşması nasıl sağlanmakta ve bir araya geldiklerinde yaratılış mucizesi olan bir insan bedeni nasıl meydana gelmektedir? Biyoloji ve tıp ilmi bu sorulara belli ölçüde açıklık getirmiştir. Aşağıda insan varlığının en küçük temel taşlarını oluşturan hücreden başlayarak bu büyük oluşumu açıklamaya çalışacağız.

Bugün tıp ilminin belirlediğine göre, insan vücudunun temel taşı olan erkek sperm hücresi ile dişi yumurta hücresinin taslakları anne ve babamızın cinsiyet organlarına, onlar annelerinin karınlarında altı haftalık iken yerleştirilmeye başlanır. Başka bir deyimle anne ve babamızın oluşacağı hücreler, büyük anne ve babamızın, kendi annelerinin rahimlerinde henüz altı haftalık iken meydana gelir. Bu hücrelerin içinde anne ve babamızın bütün hayat programı ve bu arada bizim onların çocuğu olacağımız hususu şifrelenmiş olarak kayıtlıdır. İşte bu iki hücre, milyonlarca kardeş hücre ile birlikte, bizim vücut yapımız başlayıncaya kadar, birbirinden habersiz, anne ve babalarımızın bedeninde taşınır.

Büyük hayat programını yüklenen sperm ve yumurta hücreleri ilk defa bir araya geldiklerinde ancak mikroskopla görülebilecek tek bir hücre meydana getirirler. Küçücük toz parçası kadar olan bu tek hücre, daha sonra milyonlarca defa bölünüp gelişecek ve kendisinin en az 25-30 bin katı, daha fazla bir büyüklüğe kavuşarak insan halini alacaktır.

İnsan hücresinin çekirdeğinde 46 adet kromozom bulunur. Bunlar 23 çift oluşturacak şekilde ikişerli olarak dizilmiştir. Her çiftin bir tanesi anneden, diğeri de babadan intikal etmiştir. Bu yüzden anne ve babadan irsiyet yoluyla geçen özellikler, bir insanın tırnak ucundan saç uçlarına kadar bütün hücrelerine geçmiş ve şifrelenmiş durumdadır.

İnsan vücudundaki hücreler, çoğalmalarını bölünerek yaparlar. Bu bölünme iki türlü olur. Mitoz ve mayoz bölünme. Mitoz bölünmede hücre, bölününce eşit niteliklere sahip, yine 46 kromozumlu iki kardeş hücre halini alır. Hücre bölünmesi en ileri teknoloji ile donatılmış bir kimya laboratuvarı çalışması gibi bir işlemle gerçekleşir. Şöyle ki; bir hücre bölünmesinde, cansız maddelerin en küçük yapıtaşı olan 20-30 çeşit "atom" kullanılır. Bu atomlardan yaklaşık yüz trilyon tanesi hücre içine alınır, hücre fabrikasında yoğrularak dev moleküller sentez edilir. Sonra da bu moleküllerden hücreye ait organeller yapılır. Ana hücrenin içinde bulunan 46 kromozom aynen sentez edilir. Sonuçta, kendisinin aynı olan iki hücre doğuverir. Biyolojik bakımdan canlı olan bir hücrenin, kendisi gibi bir hücreyi 100 trilyon cansız atom zerrelerinden inşa etmesi esrarengiz bir olaydır. Bir insan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre olduğuna göre, yiyecek ve içecekler aracılığı ile bedene giren trilyonlarca cansız atoma hücre içi sentezle canlılık kazandırıldığı anlaşılmaktadır. Erkek ve kadında erginlik çağına kadar cinsiyet (sperm ve yumurta) hücreleri de yukarıdaki şekilde bölünmeye uğrar.

Erginlik çağından itibaren erkek ve kadında yalnız cinsiyet hücreleri ayrı bir bölünmeye uğrar. "Mayoz" bölünme adını alan bu bölünmede ana hücre ikiye bölünürken kromozom sayısı yarıya düşer. Böylece erkek sperm ile kadına ait yumurta hücresi 23'er kromozomlu yavru hücre oluşturarak çoğalır.

İşte bir elmanın iki parçası gibi yarım hücre görünümünde ve eksik durumda olan erkek ve dişi hücreler aşılandıktan sonra yine 46 kromozomlu ana hücreyi meydana getirmektedir. Zigot adı verilen bu aşılanmış yumurta hücresi (alaka) insanın temel taşını oluşturacaktır. (Dayıoğlu, a.g.e. 9 vd.)

Çoğun anne karnında oluşumu

YER YÜZÜNDE İLK İNSAN VE YARADILIŞI

ÇOCUĞUN ANNE KARNINDA OLUŞUMU

Önceki yazımızda Hz. Âdem'le Havva'nın yaratılışı ve yeryüzüne indikten sonra Hz. Havva'nın ilk hamileliğinden (el-A'râf, 7/189.) söz etmiştik. Kur'an-ı Kerîm'de insan neslinin, kendi türünü doğum yoluyla sürdürdüğünü bildiren pek çok âyet vardır. Bunlarda çocuğun ana karnındaki gelişimi tıp biliminin açıkladığı ile uyumlu bir biçimde belirtilmektedir. Bir kaç âyeti örnek olarak vereceğiz.

"Şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (sperm), sonra alakadan (kadının aşılanmış yumurtası), sonra uzuvları (önce) belirsiz, sonra belirli canlı et parçasından yarattık ki size gücümüzü gösterelim. Dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz, sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız." (el-Hac, 21/5.)

"Şüphesiz biz insanı çamurdan bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta sperm haline getirdik. Sonra bu spermi, alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden alakayı bir parça et haline soktuk. Sonra bu bir parça ette kemikleri yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla insan haline getirdik." (el-Mü'minûn, 23/12-14; bk. el-Mü'min, 40/67.)

TÜP BEBEK UYGULAMASININ ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEK

 Ana karnındaki bir bebeğin âyetlere göre gelişimini yukarıda belirtmeye çalıştık. Şimdi de günümüz biyoloji ve tıp bilimleri açısından insan varlığının oluşumu ne şekilde gerçekleşmektedir? Bunu açıklamaya çalışacağız.

Konuya, tıbbın dışarıdan yardımla oluşumuna katkıda bulunduğu bir bebekle girmek istiyoruz. İngiliz Gilbert John Brown ve Lesley Brown çifti her evli gibi çocuk sahibi olmak istiyorlardı. Ancak bayan Lesley Brown'un yumurta kanalları (fallop tüpleri) tıkalı olduğu için bunun gerçekleşemediğini tıp uzmanları tesbit etmişti. Bayan Brown'un yumurta kanalları ameliyatla temizlendikten sonra, yumurtalıklarından olgunlaşmış bir yumurta hücresi alınmış ve bu hücre baba John Brown'dan alınan sperm hücreleriyle tüp içinde bir araya getirilmişti. 2,5 -3 gün sonra yumurta hücresinin döllendiği ve bölünmeye başladığı tesbit edilir. İşte bu döllenmiş yumurta hücresi (alaka-zigot) yeniden anne rahmine bırakılır. Daha sonra rahime tutunan zigot, normal bir şekilde gelişmesini tamamlar ve 25 Temmuz 1978'de normal, sarışın bir bebek dünyaya gelir. Dünyada bu ilk "tüp bebek" ilgi ve heyecan uyandırır. (Bahri Dayıoğlu, Yaratılış Mucizesi, 2. baskı, İlim ve Teknik Serisi, Neşr. Yeni Asya Yayını, İstanbul 1986, s: 5-6.)

Yeryüzünde insanları çoğalması

 

YER YÜZÜNDE İLK İNSAN VE YARADILIŞI

YERYÜZÜNDE İNSANLARIN ÇOĞALMASI

 

İnsan türünün ilk ataları olan Hz. Âdem ve Havva'nın Cenâb-ı Hak tarafından yaratılması ve dünya hayatında ilk aile yuvasının kurulması ile yeni bir çoğalma yolu ortaya çıkmıştır. Bu da bölünme, üreme ve doğum yoludur. Bütün canlı varlıkları, cinleri ve bitkileri de kapsayan dişi ve erkek cinsler, türlerde sürekliliği sağlamıştır. Bu da tek hücreli canlılarda bölünme, bitkilerde tozlaşma, insan ve hayvanlarda ise doğum yolu ile ola gelmiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Âdem'den sonraki nesillerin devamı şöyle açıklanır:

"Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah yanında en şerefliniz O'ndan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olandır." (el-Hucurât, 49/13.)

"Şüphesiz rahime atıldığında sperm'den (nutfe), erkek ve dişiden ibaret olan iki çifti O yarattı." (en-Necm, 53/45-46.)

"O, rahime akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?. Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta-zigot) olmuş, derken Allah onu yaratıp şekillendirmişti. Ondan da iki eşi yani erkek ve dişiyi var etmişti" (el-Kıyâme, 75/37-39.)

Diğer yandan yedi âyette insanlık alemine "Âdem oğulları" (bk. el-A'râf, 7/26, 27, 31, 35,172; el-İsrâ; 17/70; Yasin, 36/60.), bir yerde ise "Âdem'in zürriyeti" (bk. Meryem, 19/58.) diye hitap edilerek ilk menşe'e dikkat çekilmiştir.

Yüce Allah hayvanları, bitkileri, madenleri, nehir, göl ve denizleri insanların yararlanması için yaratmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de helal kılınan dört çift hayvandan söz edilirken bunların erkeğine, dişisine ve doğacak yavrularına dikkat çekilmiştir. Bunlar koyun, keçi, deve ve sığırdır. Erkekli dişili düşünüldüğünde sayı sekiz olur. (el-En'âm, 6/143, 144.)

Allahü Teâlâ yeryüzünde herşeyi çift yaratmıştır:

"Düşünüp ibret alasınız diye, Biz herşeyi çift çift yarattık." (ez-Zâriyât, 51/49.)

"Sen yeryüzünü kupkuru görürsün, fakat biz oraya su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her çiftten güzel güzel bitkiler bitirir" (el-Enbiya, 21/15.)

"Yeryüzüne bir bakmazlar mı ? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik." (eş-Şuarâ, 26/7.)

"Sonunda emrimiz gelip de sular tandırdan fışkırmaya başlayınca Nuh'a dedik ki: (canlı türlerinin) her birinden iki eş ile (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle". Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti." (Hûd, 11/40.)

"Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur." (er-Ra'd, 13/3)

Bütün bu ve benzeri âyetlerdeki "zevç" terimi, sözlükte; karı, koca, eş, kadının erkeği, erkeğin kadını, sınıf gibi anlamlara gelir. Bir terim olarak ise zevç; cinsinden bir diğeri ile birlikte bulunan demek olup, bunlardan herbiri, diğerine göre zevç, yani "eş", kendi başına ise "fert" adını alır: Bu duruma göre zevç, tam anlamıyla, Türkçe'deki "çift" sözcüğünü değil, "eş" yani çiftin her bir tek'ini ifade etmektedir. (Elmalılı, a.g.e. III, 530; İbnü'l-Manzûr, Lisânü'l-Arab, «Zevç» mad.) Ancak bu eşlerden birisi erkek, diğeri dişi niteliğindedir.

Kur'an-ı Kerîm'de, erkek bitki tohumlarının, dişi bitkilere rüzgâr yoluyla aşılanması şöyle ifade buyurulur:

"Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık." (el-Hıcr, 15/22.)

Bütün öteki canlılar gibi bitkiler de, kendi türlerini devam ettirebilmek için ürerler. Bu üreme genel olarak eşeysiz ve eşeyli üreme olmak üzere ikiye ayrılır.

Eşeysiz üreme çok basit bir üreme şekli olup, bitki önce parçalara ayrılır, sonra her parça yeni bir bitki haline gelir. Bazı yosun türleri ile bakterilerin ikiye bölünerek çoğalması böyledir.

Eşeyli üreme, bitkiler dünyasının büyük bir bölümünü oluşturan çiçekli bitkilerde çiçekler aracılığı ile olur. Ergin hale gelen bir bitkinin tam olan çiçeğinde erkek ve dişi nitelikli çiçekler birlikte bulunur. Kimi bitkilerde yalnız erkek, kimisinde ise yalnız dişi çiçekler bulunur. Gül, badem, menekşe gibi bitkilerde erkek ve dişi organlar aynı çiçektedir. Fındıkta ise erkek ve dişi çiçekler aynı bitkinin üzerinde ise de, başka başka yerlerdedir. Söğütte ise erkek çiçekler bir ağaçta, dişi çiçekler başka bir ağaçta olur. İşte çiçekli bitkilerde üremenin olması için erkek ve dişi nitelikli çiçeklerin birleşmesi gerekir. Buna "tozlaşma" denir. Bunun için, olgun hale gelen erkek nitelikli çiçekler ya rüzgârla, ya da kuş, arı veya böceklerle bir bitkiden ötekine taşınır. Böyle bir aşılanma sonucunda tohum ve onun gelişmesi ile de meyve meydana gelir. Çiçeksiz bitkilerin çoğalması ise "spor" adı verilen üreme hücreleriyle olur. (Yeni Hayat Ansiklopedisi, Neşr. Dağan Kardeş, «Bitkiler» ve «Tozlaşma» mad.)

Yeryüzünde İlk İnsan ve Yaradılışı

HZ. ÂDEM'İN YARATILIŞI

Yüce Allah Âdem (a.s)'ı topraktan yaratmış ve ona ruhundan üfleyerek can vermiştir. Böylece insan fizik varlığı ile dünya hayatına, ruh yönüyle ise mânâ âlemine uyum sağlayabilecek bir güce sahip kılınmıştır. Kendisine verilen akıl, irade, hafıza, sabır, gazap gibi duygu ve yeteneklerle yüce Allah'ın özel önem verdiği bir varlık olmuştur.

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah'ın ilk insan tasarımı şöyle açıklanır: "Bir zamanlar, Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Melekler: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?. Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve bütün eksik sıfatlardan tenzih ediyoruz." dediler. Allah da onlara: "Şüphesiz ki ben sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi." (el-Bakara, 2/30)

Âyetteki "halîfe" sözcüğü hılâfet kökünden ism-i fâil olup, sonundaki bitişik "te" harfi, anlamı güçlendirmek için eklenmiştir. Halîfe; başkasının yerini tutarak ve onu temsil etmek üzere görev üstlenen kimse demektir. (el-Kettâni, et-Terûtibu'l-İdâriyye, I, 2; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul t.y, I, 259; el-İsfehânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, İstanbul 1986, s.223; bk. el-En'âm, 6/135) Hz. Peygamber'den sonra gelen ve onun makamını işgal ederek İslâm toplumunu yöneten devlet başkanlarına da bu unvan verilmiştir.

Bu kadar geniş yetkilerle donatılan insan varlığı için meleklerden saygı secdesi istenmesi İblis'in kıskançlığına yol açmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de bu durum şöyle anlatılır: "Meleklere: "Âdem'e secde edin" demiştik. Hemen secde ettiler. Yalnız İblis diretti, böbürlendi ve nankörlerden oldu." (el- Bakara, 21 34; bk. el-A'râf, 7/11; el-Hıcr, 15/31.)

İblis, Âdem (a.s)'a secde etmeyişinin sebebini şöyle açıklamıştı: "Ben Adem'den daha üstünüm. Çünkü beni ateşten Âdem'i ise çamurdan yarattın." (el-A'râf, 7/12; bk. el-Hıcr, 15/33.) Burada şeytanın karşılaştırması yalnız ateşle çamur arasında yapıldığı için yanılgı olmuştur. Çünkü şeytan: "Onu düzenleyip insan şeklini verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman (hemen ona secdeye kapanın)" (el-Hıcr, 15/29.) âyetinde bildirilen ruh unsuru ile; "Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım" (el-Bakara, 2/30.) âyetindeki, insan için öngörülen yüksek gayeleri dikkate almamıştır.

Böylece daha önce melekler arasında seçkin bir yeri ve evrenle ilgili geniş bilgisi olan İblis, büyüklük taslaması sonucunda cennetten ve ilâhi rahmetten kovulmuştur. (el-A'râf, 7/13; el-Hıcr, 15/34, 35.)

İnsanın ruh dışında iki unsuru toprak ve sudur.

Allahü Teâlâ yaratılışla ilgili olarak şöyle buyurur: "Andolsun biz insanı çamurdan, bir süzmeden yarattık. Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk. Sonra nutfeyi alaka (embriyo) ya çevirdik. Alakayı (embriyo) bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir." (el-Mü'minûn, 23/12-14)

"Sizi topraktan yaratmış olması onun âyetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz." (er-Rûm, 30/20.)

Yeryüzünün 3/4'ü su ile kaplıdır. İnsan vücudunun da % 75'i sudur. Her canlının topraktan sonraki en önemli temel taşı su, yani (H2O)'dur. Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah her canlıyı sudan yaratmıştır. İşte bunlardan kimi karnı üstünde yürüyor, kimi iki ayağı üstünde, kimi de dört ayağı üzerinde yürüyor. Allah ne dilerse yaratır. Çünkü Allah'ın herşeye gücü yeter."(en-Nûr, 24/45.) Ve O, sudan bir insan yarattı ve onu nesep ve evlenme yoluyla meydana gelecek bağlarla bağlı kıldı. Senin Rabbının herşeye gücü yeter." (el-Furkân, 25/54.)

Çeşitli âyetlerde Hz. Adem'in hamurunda kullanılan toprağın niteliklerine ve geçirdiği değişimlere işaret edilir. Sırasıyla toprak (türab), çamur (tîn), yapışkan çamur (tîn-ı lâzib), şekil verilmiş çamur {hamein mesnûn) ve kuru çamur (salsal) bunlar arasında sayılabilir. (bk. Hûd, 11/61; Tâhâ, 20/55; Nuh, 71/18; es-Secde, 32/7; el-Furkân, 25, 54; en-Nûr, 24/45; el-Mü'minûn, 23/12; es-Sâffât, 37/11, el-Hıcr., 15/26-28; er-Rahmân, 55/14.)

Web Stats hosting add url, site ekle, link ekle, directory, dizin, toplist